21 Şubat 2011 Pazartesi

Bin Bir Gece Masalları




Arapçası Elf Leyle v’el- Leyle olan Binbir Gece Masalları Arapça masal mecmualarının en meşhurudur. Binbir Gece Masallarının tafsilatına girmeden önce ben sizlere yazarı ve ne zaman yazıldığı bilinmeyen bu Arapça masal külliyatının tarihini ve menşeini anlatmak isterim.





Bütün şarklılar gibi Araplar da eskiden beri masallardan pek hoşlanırlardı. Fakat asıl Arapların hayal gücü hayli dar olduğundan, masal mevczuları daha çok İran ve Hindistan’dan alınmıştır. Arabistan ve İran arasında 7. ve 8. yy. da başlayan münasebetler masallara mevzu olacak birçok malzemenin Arabistan’a girmesi imkanını vermiştir. Sonraki asırlarda Arap kültürü daha zengin ve daha çeşitli bir hale gelince Arap kültür merkezlerinde yeni ve orijinal hikayeler doğmuştur. Arapçanın en büyük ve en zengin masal mecmuası olan Binbir Gece masalları da bu unsurları içinde barındırır.



Ali Baba ve Kırk Haramiler Masalı


Menşei kısmına değinecek olursak bu masalları kimin yazdığı ve masalların ne zaman yazıdığı konusu birçok alimi meşgul etmiştir fakat yine de kesin bir sonuca varılamamıştır. Masallardan bir kısmının Arapçaya, Farsça bir eser olan “Hezar Efsane” adlı bir külliyattan geçtiği tahmin edilmektedir. Buna dayanak olarak masalların birçoğunda İran kültürüna ait ad ve özelliklerin bulunması diyebiliriz. Örneğin; Şehrazat, Dünyazat, Şehriyar vb. g,b,…





Meselenin bir başka yanı da masalların bazılarının İran’a Hindistan’dan gelmiş olmasıdır. Buna dayanak olarak da masalın esas teması olan kadınların sadakatsizliği fikri ve iki kardeşin seyahata çıkması motifi orijinal Hint masal külliyatında bulunmaktadır. Bütün bunlar masallardan bir kısmının yabancı meşeili olduğunu gösterse bile tamamının böyle olduğunu ispata yetmez.



Zaman geçtikçe sayısız kaynaklardan, Hint dillerinden, Gerekçeden , İbraniceden, Mısır dilleri ve diğer dillerden buna ilaveler yapılmaya devam edilmiştir. Asırların geçmesiyle de Doğuya has her çeşit halk hikayeleri bunun içine sızmıştır. Halife Harun’ur- Reşid’in Sarayı, bu masallarda latifeli hikaye ve aşk maceralarının geniş çapta temin edilip kullanıldığı bir muhit olmuştur. Külliyatın içine Arap kaynaklı birçok masal da girmiştir. Bütün bu hususlar dikkate alınırsa bu büyük eseri Hint kaynaklı masallar, İran’dan gelen masallar, Harun’ur-Reşid devrine ait Bağdat menşeli masallar olarak dört ana gruba ayırmak mümkündür. Özellikle Harun’ur-Reşid zamanında onun şahsiyeti etrafında geçen maceraların konuları realisttir. Bu masallarda üslup ve tertip daha ustacadır. Fakat Mısır çevresinde gelişen masalların konuları akıl ve tabiat dışı unsurları bakımından zengin konulardır. İfritler, tılsımlar, olağanüstü maceralarla dolu olan bu hikayelerin tertip ve üslubu daha acemicedir.



Masalların çeşitliliği, geçtiği yerlerin farklılığı( Hindistan, İran, Irak, Mısır, Anadolu) masalların özentisiz bir üslubla kaleme alınmış olması, konuşma dilinde kullanılan deyimlere yer vermesi ve ünlü Arap müelliflerinde görülmesi mümkün olmayan dil hataları gibi hususlar dikkate alındığında bunların tek bir kalemden çıkmadığı anlaşılır. Masalların aslında yüzyıllar boyu ağızdan ağza aktarılan halk masalları türünden olduğu, bunların değişik yer ve zamanlarda rastgele değişmelere uğradığı kabul edilmektedir. Bu bakımdan hikayelerin bütünü ilginç bir mozaik görünümündedir. Bu yönüle Binbir Gece Masalları Müslüman Doğu milletlerinin edebiyat, tarih , medeniyet tarihi ve sosyal yapılarının incelenmesi için büyük bir malzeme teşkil etmektedir. Külliyatın bu adla tanınmasının nedeni bunların binbir geceye taksim edilmiş birbirinin devamı olan masallardan oluşmasıdır. Ancak bazı hikayeler birkaç sayfa sürerken bazılarının birkaç satırda bitmesi, bin masal veya binbir gece ifadelerinin önceleri çokluktan kinaye olarak kullanıldığını, daha sonra sözlük manasına alınarak hikayelerin bu sayılara tamamlandığını göstermektedir.





Sinbad Masalından Bir Resim


Son şeklini Mısırda Memlükler devrinde adlığı kabul edilen hikayelerin birçok değişik yazmaları vardır. Bunların henüz güvenilir bir ilmi neşri yapılmamakla beraber, 1814’ten günümüze kadar Hindistan, Mısır, Avrupa ve Beyrutta defalarca basılmış ve çeşitli dillerde tercüme edilmiştir. Bu neşirlerin içinde eksiksiz olanı 1835’te iki cilt halinde Bulak’ta basılanıdır. Bu baskı daha sonraları defalarca tekrar edilmiştir. Diğer baskılarında genellikle müstehçen görülen ifadelerin atıldığı, bazı masalların özetlendiği, bazı şiirlerinde alınmadığı görülmektedsir. Binbir gece masallarının noksansız baskıları yanında külliyattan alınmış müstakil masallar halinde basılanları da vardır.



Binbir gece külliyatı Avrupa’da ilk defa Antoine Galland tarafından, kendisine Suriye’den gönderilen bir yazmadan Fransızca’ya çevrilmiştir. ( 1704-1717). Binbir Gece bu suretle Avrupa ve Asya’nın diğer belli başlı dillerine geçme hususunda da kendine bir yol açmıştır. Netice itibariyle Doğu Edebiyatının halk arasında en yaygın bir eseri olarak Batı dünyasında yerini almıştır. Hatta batıdaki bu yaygınlık, bizzat Doğudakinden daha geniş olmuştur. Daha sonra Edward William Lane, John Payne ve Sir Eichard Burton eseri İngilizceye tercüme etmişlerdir. Külliyat Littmann tarafından da Almancaya çevrilmiştir.



Binbir gece masallarının Türkçeye tercümesi Sultan Abdülmecid zamanında Ahmet Nazif Efendi zamanında yapılmıştır. Masalların müstehcen tarafları atılarak Tercüme-i Elf Leyle ve Leyle adıyla dört ve altı cilt halinde tarihsiz olarak iki defa basılmıştır. Üslubu pek ağır olan bu tercümeden sonra 1927-28 yıllarında Resimli Ay Neşriyatı arasında sade ve popüler üslupta ve seçmeler halinde yayımlanmıştır.



Binbir gece masallarının genel özelliklerinden bahsettikten sonra biraz da konu olarak ayrıntısına değinmek istiyorum.



Eski zamanlarda Hint ve Çin diyarlarında hüküm süren Şehriyar ve Şahzaman adlı iki kardeş hükümdar, karıları tarafından aldatılmak felaketine uğramışlar. Bu olayların etkisiyle Şehriyar, kendi ülkesinde , hergün başka bir kızla evlenip ertesi gün onu idam ettirir olmuş; bu yüzden vezirin güzel, bilgili ve akıllı kızı Şehrazat , hükümdarla evlenip ya bu uğurda yaşamını yitirmeye ya da kurtulup ülkenin tüm kadınlarının da bu beladan kurtarmaya karar vermiş; bin güçlükle babasını da ikna etmiş. Bu sırada şehrazat küçük kardeşi Dünyazat’a yapacaklarını öğretip ona” şahın yanında olduğum sırada seni çağırtacağım; geldiğin ve şahın benimle işinin bittiğini anladığın zaman , bana; Ablacığım , bana o harika öykülerinden birini anlat da geceyi hoşça geçirelim der. Bunun üzerine sana anlatmaya başlayacağım öyküler, eğer Allah istertse, Müslüman kızlarının kurtuluşunun nedeni olacaktır demiş.





Şehrazat'ın Bağışlandığı An




O gece şah genç kıza sahip olmak isteyince kız ağlamaya başlamış. Şah ona neyin var diye sorunca kızda hükümdardan son dilek olarak kızkardeşi Dünyazat’ı görmek istediğini söylemiş, Şahın arattığı kız kardeşi gelince Şehrazat’ın boynuna sarılmış ve yatğın ayak ucuna sokulup kalmış. Şah Şehrazat’a sahip olduktan sonra konuşmalar başlamış. Dünyazat ablasına son dilekte bulunmuş: Ne olursun ablacığım , o güzel masallarından birini son defa bana anlat! diyerek .



Şehrazat “ Bütün kalbimle ve yerine getirilmesini görev bilerek! Ancak yüce ve soylu şahımız izin verirlerse “ diye yanıt vermiş. Şah bu saözleri duyunca , zaten uykusu da kaçtığından , Şehrazat’ın masalını dinlemekten tedirginlik duymamış. Hükümdardan izin aldıktan sonra, ilginç ve merak uyandıran bir masal anlatmaya başlamış Şehrazat ve şafak sökerken en heyecanlı yerinde kesmiş masalını: Gündüz masal anlatılmaz diye…



Ne var ki Dünyazat kadar , Hükümdar Şehriyar da meraklanarak masalın sonunu getirmek üzere onun canının bağışlamış. Böylece büyü bozulunca, her gece birbirinden güzel masalları birbirine ekleyerek binbir gece masal anlatmış. Bu arada hükümdarla birlikte olmayı sürdürerek üç çocuk sahibi olmuş. Sonunda masallar bitmiş. Ancak Şehriyar, bu kadar güzel ve akıllı bir eşe kavuşup ondan üç çocuğu da olunca , Şehrazat’ın canının bağışlamış.



Binbir gece masalları adıyla bildiğimiz derlemeyi oluşturan masallar, öykü anlatılıcığı tarihindeki kurmaca yapıtların en güçlü ve etkili örneklerindendir. Şehrazat’ın binbir gece boyunca Hükümdar Şehriyar’a anlattığüı masallar arasında ‘Sinbad’, Alaaddin, Ali baba ve Kırk haramiler gibi bu türün başlıca örneklerinden sayılacak öyküler de yer almaktadır.





Yazının sahibi Gülhan arkadaşıma çok teşekkür ederim.



Kaynakça



Macdonald, D.B, “Bin Bir Gece”, İA



Ulutürk, Veli, “ BinBir Gece, DİA



Hitti, Philip, Siyasi ve Kültürel İslam Tarihi 2, Boğaziçi yay., 1980



Onaran, Alim Şerif, Binbir Gece Masalları , Alfa Yayınları, 16 cilt

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder