28 Şubat 2011 Pazartesi


BAŞAK



AKREP


YAY


TERAZİ



OĞLAK

Tarot Falı Hakkında

Rüyada El Sıkışması Görmek

Aslan Burcu Olan Ünlüler

Para Psikoloji ve TELEKİNEZİ

Günümüzde PARAPSİKOLOJİ
1850’li yıllarda kurumlaşmaya ve bir ekol olarak ortaya çıkmaya başlayan Psi araştırmaları ilk temellerini tamamen bilimsel metotlarla yapılan araştırmalara ve araştırıcılara borçludur.Bu araştırmalar günümüzde hemen hemen dünyanın her ülkesinde üniversitelerde,Psi laboratuarlarında, çeşitli kurum ve kuruluşlarda araştırılmaya devam ediliyor.Psi araştırmalarının ikinci büyük dönüm noktası ise Kuzey Carolina’daki Duke Üniversitesinde “Parapsikoloji” laboratuarının kurulması ile başlamıştır.
Bilim ve Parapsikoloji
Bilim Parapsikoloji adı altında, psişik ya da paranormal oluşumlara getirilecek açıklamaları en azından 1800’lerden beri araştırmaktadır. Bilim adamları için sorun, psişik yeteneğin doğasıyla kontrollü koşullarda ölçülmesinin zor oluşudur. Bir duyguyu veya rüyayı, bir örnek olarak nasıl sayabilirsiniz? Gelecekte olacak bir olayı bilme yeteneği nasıl açıklanabilir? Bu önceden biliş neden veya nereden yayılmaktadır? Bu durum, enerjinin doğası hakkında veya bizim dünyada var oluşumuz hakkında ne söylemektedir?
Bilim için özellikle ilginç alan, neden Psi ’yi, (bilimsel deneylerde bazen bilinmeyen bir ölçümü tanımlamak için sembol olarak kullanılan Yunan alfabesinin 23. harfi) insanların bazılarının deneyimledikleri ve bazılarının deneyimleyemedikleridir. Bir dizi deney, insanların Psi ’ye yaklaşımlarının önemli bir faktör olduğunu önermektedir. New York’taki Şehir Kolejinden Getrude R. Schnmeidler, Psi ’ye inanan süjelerin Psi testlerinde iyi sonuç alırken şüpheci eğilimlilerin şans seviyesinin altına düştüklerini bulmuştur.
Parapsikoloji psişik yeteneği şöyle tanımlamaktadır!
Duyular Dışı Algılama (DDA) DDA, parapsikolojinin babası Profesör J.B. Rhine tarafından, duyusal fonksiyonlar gibi görünen Psi ’nin herhangi bir tezahürünü göstermek için tanıtılan genel bir terimdir. Diğer tanımlar ise şunları içerir; kahinlik, kehanet, cam küre okuma, tele veya para-gnosis, ikinci görüş, par anormal biliş, par anormal bilgi aktarımı.
DDA Türleri: Bunlar aşağıdaki türden fenomenleri kapsamaktadır.
Telepati (uzaktan hissediş/algılama) Geçerli duyu kanalları kullanılır durumda değilken bir kişi tarafından fark edilen bilginin başka bir kişi tarafından alınması.
Duru görü (açık görüş) Geçerli duyu kanalları kullanılır durumda değilken kişinin çevre hakkında bilgi alır gibi görüntüler görmesi.
Prekognisyon (önceden biliş) Gelecekte olacak bir olay hakkında sonuç çıkarılamayacak bir bilgiyi herhangi bir şekilde almak
Psikokinezi (PK): Psikokinezi veya zihin hareketi, Profesör Rhine tarafından bir kişinin sadece isteyerek çevresini etkileyebildiği Psi fenomenini açıklamak üzere ortaya atılmış bir terimdir. DDA duyusal fonksiyonlar olarak kabul edilirken, PK motor fonksiyonların Psi karşılığıdır. PK genel olarak iki kategoriye ayrılmıştır
Mikro PK: Ortada bir olayın olduğunu belirlemek için araçlara veya istatistik analizlere gerek duyulan olaylardır (mikro elektronik aygıtlar üzerindeki etki gibi)
Makro PK: Basit, çıplak gözle gözlemin ortada fiziksel bir etki olduğunu önerdiği olaylar .
Ülkemizdeki Durum
Ünlü Fox ailesi ile başlayan Psi fenomenler dizisi çok kısa bir zaman aralığı içinde Üniversite kürsülerine kadar uzandı ve dünyanın pek çok ülkesinde kurulan Parapsikoloji Üniversiteleri tarafından tamamen bilimsel metotlarla araştırılmaya, denenmeye, incelenmeye başlandı.
Ülkemizde ise maalesef insanın beş duyusunun dışına taşan Psi yetenekleri ile ilgili hiçbir resmi kurum ve kuruluş olmadığından, özel üniversitelerimiz dahi bünyelerinde bir Psi enstitüsü ya da laboratuarı açmayı önemli bulmadıklarından, Psi yeteneği doğuştan var olan binlerce beklide milyonlarca insan ya şarlatanların eline düşmekte ya da kulaktan dolma bilgilerle bu yetenekleri ile baş etmeyi öğrenmektedirler.
Bilimin ışığına kavuşmamış her konu gibi bu hassas ve insanı çok yakından ilgilendiren konuda zaman zaman psi yetenekleri yüzünden bazı insanlara hasta muamelesi yapılmasına neden olmakta ve onlar için psikolojik hasarlar oluşturmaktadır.
Oysa ki, güneşin doğması, yağmurun yağması, bitkinin çiçek açması, ağacın meyve vermesi kadar doğal olan bu yönümüzün bize günlük yaşamda pek çok getirisi de vardır. Tabii ki doğru değerlendirirlerse…
Bilim adamlarımızın ve Üniversitelerimizin en kısa zamanda bu ciddi ve acil durum için önlem alacakları varsayımıyla psi yeteneklerinin de hak ettiği alanlarda incelenmesini, araştırılmasını, geliştirilmesini diliyoruz. Şarlatanlığın en sağlam karşıtı bilimdir. Bilimin bazen soğuk gibi gelen rüzgarları önce insanı üşütse de sonra varlığına bir keskinlik ve esenlik kazandırır.

İkizler Burcu

İkizler Burcu Özellikleri
İkizler burcu insanları hızlı düşüncelerine uygun çabuk hareket ederler. Ayni anda birkaç işi birden yapabilirler. Onların adapte olamayacakları iş yoktur. Bu yüzden değişik karakterli olmaları ile tanınırlar. Bu yapılarını her zaman görebilmek mümkündür. Son derece neşeli ve mutlu oldukları bir anda, aniden mutsuz olabilirler.

Çevreleri tarafından sürekli yanlış anlaşılabilirler. Herhangi bir konuda bilgileri az bile olsa, bunu çok iyi gizlemeyi başarırlar. Aksine; kulaktan dolma duydukları bilgileri öyle ustaca anlatırlar ki, dinleyenler onları o işin uzmanı sanırlar. Pratik zekalarıyla, çekici ve akıllıdırlar. Bu nedenle onları tanımlayan sözcük 'Düşünüyorum' dur. Fakat, bu düşünceleri hep yeni arayışlara doğru yönelmiştir. Bu yüzden uzun soluklu çalışmalar onları yorar.

Kendilerini iyi eğitmiş ikizler hoş ve zariflikleri ile yaşamı zevkli kılarlarken, eğitimsiz olanlar da yaşamı o kadar çekilmez hale getirirler. Kendi paralarına karşı tutumlu davranmalarına karşın, başkalarının paralarını kolayca harcayabilirler.

BURCUNA GÖRE DİYET

Formda kalmanın formülü çok açık: Boğalar şaraptan uzak durmalı,Akrepler mekik ve şınavla kendilerini terbiye etmeli. Balıklar denizden, Başaklar marketin lifli gıda reyonundan beslenmeli SUNA AKTAŞ - İSTANBUL
İnsanlara karakteri, sevgilileri, eşi, işi ve geleceği hakkında bir şeyler ima eden yıldızlar, sağlık konusuna kayıtsız kalacak değil elbette. Astrolojiyi Güneş'in, gezegenlerin ve yıldızların insanlara olan etkilerini inceleyen bir 'bilim' olarak değerlendiren astrolog , burç haritalarına göre sağlıkla ilgili ipuçlarına da ulaşılabileceğini söylüyor.
Peki burçlar ve eğilimleri neler?
Koç: Kolla kafanı Hafif yiyecekler yemesi gereken bir burç.Soğan, sarımsak ve pırasa gibi yiyecekleri pişirerek yemeliler.Baharatlı yiyecekleri bol tüketmeleri doğru değil. Kolay kolay hastalanmayan, sağlam bir burç olan Koçlar için en büyük risk 'kaza olasılığı' Özellikle kafa üstü düşmeye ve kafalarını çarpmaya eğilimli olan Koçlar, acelecilikleri yüzünden sık sık bir yerlerini incitiyor, kırıyor veya kesiyorlar. Ama her türlü egzersiz programını yürütebiliyorlar.
Boğa: Ah öğlen yemekleri Yemek yemeyi en çok seven, bu nedenle de kolayca kilo alabilen bir burç. Ancak gerçek bir Boğa'ya aldığı kilolar yakışıyor. Zaten Boğalar da 'akla uygun diyetleri' her zaman gerçekleştiremez. Boğaların formda kalmak için öğlen yemeklerini kısa tutması, ziyafet sofralarını andıran sofralardan ve her fırsatta önüne çıkan şu şaraplardan uzak durması gerekiyor! Aerobik, dans ve açık hava yürüyüşleri Boğa için ideal.
İkizler: Rutin olmasın da... Bu burcun sağlıkla ilgili önemli bir problemi yok. Temel problemleri 'yüksek sinirsel enerjilerini yakmayı öğrenmek. Rutin egzersizlerden çabuk sıkılacakları için en iyi çözüm takım oyunları. Tenis, koşma, yürüyüş iyi gelen egzersizler gibi. Akciğerleri zayıf olan İkizler soğuk hava solumaktan kaçınmalı. Hafif yiyecekler tüketmeliler.
Yengeç: Kaygı bitirir En hassas burçtur. Sistemlerini işler tutmak açısından düzenli ritmik egzersizlere ihtiyaç duyuyorlar. Yüzme ve dans hem fiziksel hem de psikolojik anlamda Yengeç'e iyi geliyor. Yengeçlerin belli bir diyet uygulaması zor, tek ilaçları ise kaygıdan uzak durmaları. Zaman zaman incir ve kekik yemeleri faydalı.
Aslan: Aslansın sen Aslan Aslan, hep kendini zinde tutmalı, isteksizlik ve yorgunluğa teslim olmamalı! Zamanla kalple ilgili problemlerle karşılaşma riski olduğu için dikkatli bir diyet ve egzersiz programı izlemesi gerekiyor. Kilo problemleri ortaya çıktığında zengin sofraların yanından bile geçmemeliler.Sihirli yiyecekleri pilav.
Başak: Lifli beslen Başaklar için en ideali açık hava yürüyüşleri ve bisiklet. Başaklar bağırsak problemlerine eğilimli, bu nedenle lifli gıdalar tüketmeliler. Hatta vejetaryenlik de iyi bir alternatif.Başak burcunun en zayıf noktası ise alerjik reaksiyonlar. Sık sık diyet değiştirmelerinde fayda var. Patates ve havuç Başakların yiyecekleri.
Terazi: Tansiyon belası Terazi'nin en önemli ihtiyacı rahat edebilecekleri sosyal çevre ve hoş atmosfer.Ağır egzersizler yerine sürekli uygulayacakları düzenli egzersizlere yönelmeliler.Zengin yemekler ve ağır tatlılar yerine de hafif yemekleri tercih etmeleri gerekiyor.Tansiyon ve baş ağrıları sinirsel yapıya sahip Terazilerin başlıca problemleri. Terazilerin yiyeceği ise elma ve üzüm.
Akrep: Ölçülerin keşfi Ağır ve yağlı yiyeceklerden uzak durmaları gerekiyor. Akrepler kontrollü bir diyete ihtiyaç duyuyor. Tutkulu bir burç oldukları için pek çok şeye 'zafiyet' gösterebiliyorlar. Akreplerin en büyük problemleri ise bir türlü ölçülü davranmayı becerememeleri. Mekik, şınav gibi zorlu egzersizlerle kendi kendilerini disipline edebilirler. Yüzme bütün diğer su grubu burçları gibi Akrepler için de ideal sporlar arasında yer alıyor.
Yay: Kuru üzüm mucizesi Ağır egzersizlerden kaçınması gereken bu burca yaşam boyu ölçülü egzersiz yapmaları öneriliyor. Yaylar sporla ruhsal gerilimlerini de boşaltabilir. Kuru üzüm sayesinde pek çok hastalıktan uzak durabilirler. Kış aylarında tarçın, Yayları psikolojik açıdan rahatlatıyor.
Oğlak: Dişler ve dizler Oğlakların derdi kalsiyum. Bu yüzden dişleri, dizleri ve derileriyle ilgili problemlerle uğraşmak zorunda kalabiliyorlar. Yaz aylarında güneş ışınlarından tenlerini mutlaka korumalılar. Zaten hareketli bir burç olduğu için ağır egzersizlere ihtiyaç duymazlar. Oğlakların yapabilecekleri en iyi spor günde 5 kilometre yürümek. Oğlak burcunun sihirli yiyeceği ise çamfıstığı.
Kova: Soğuk duş Kova, hafif diyetlere gerek duyan bir burçtur. Kış sporları Kovalar için ideal. Soğuk bölgelerde daha sağlık bulurlar. Her gün soğuk su banyosu yapabilirler. Bol bol turunçgil tüketmeleri gerekir.
Balık: Rahat bırakınız Atmosferdeki değişimlerden en çok etkilenen burç.Bu yüzden Balıklar kendilerini nerede rahat hissediyorsa orada yaşamalı! Zaman zaman baş ağrısı nöbetleri ve mide problemlerinin pençesine düşen Balıkların hafif yiyecekler özellikle salatalar ve deniz ürünleriyle beslenmesi gerekiyor. Baş ağrılarının en iyi ilacı ise nane, limon.
Bana grubunu söyle sana ne yiyeceğini söyleyeyim Ateş: Yakıtları bir kaşık bal Koç, Aslan ve Yay burçları ateş grubundan.Ateş grubundan olanların sağlıklarını korumak için, 'içlerindeki ateşi harlı tutmaları' yani düzenli egzersiz yapmaları gerekiyor. Ateş grubu üyeleri, sabahları aç karnına bir çay kaşığı bal yemeli! Astrolog
'e göre bu onları ömür boyu hastalıklardan koruyabilir. Ancak ağır tatlılardan ve yağlı yiyeceklerden uzak durmaları, et ve et ürünlerine de pek yüz vermemeleri gerekiyor. Toprak: Açık hava, bol zeytinyağı Bu grubunun üyeleri Boğa, Başak ve Oğlak burçları. Öğünlerinden eksik etmemeleri gerekenler zeytinyağı ve yoğurt.Toprakta önerilen baharat ise sumak.Kırmızı etler içinde de sadece koyun eti.Toprak grubunun şekerden, tatlıdan, sirkeden mümkün olduğunca uzak durması gerekiyor. En büyük ihtiyaçları temiz hava. Açık havada uzun yürüyüş ve düzenli egzersiz önemli. Hava: Hafif gıda,hafif spor İkizler,Terazi ve Kova burçları,hava grubuna dahil.Gürgün,hava grubu üyelerine mevsim meyveleri yeşillik,bol salata,balık ve beyaz et yemelerini tavsiye ediyor.Nefes alıp verme egzersizleri bu grup için çok önemli,sigaradan uzak durmaları şart! Hafif egzersizler hava grubunu formda tutmak için yetiyor. Su: Zorla egzersiz olmaz! Su grubunun üyeleri Yengeç, Akrep ve Balık burçları. Su grubunun 'zorlayarak' ve 'zorlanarak' egzersiz yada diyet yapması imkânsız gibi. Ama zaman zaman ritmik jimnastikler yapabiliyorlar. En uygun spor yüzme. Mide problemleri ve kabızlık su grubunda sıkça rastlanılan dertler. Kolesterol düzeyini göz önüne alarak balık ve süt ürünlerine yönelmeliler. Şeker ve kırmızı etten kaçınmalılar. Salata, ıspanak, kabak, üzüm ve elma ise bu grubun sihirli yiyecekleri.
Düşünmek kolaydır, yapmak zordur. Dünyada en güç olan şey de düşünüleni yapmaktır.

Rüyada Deve Görmek

Rüyada Göl Görmek

Rüyada Buğday Görmek

Akrep burcu


Akrep Burcu Özellikleri (24 Ekim - 22 Kasım)

Anahtar kelime: Bağlantı kurmak

Şifre: Güzellik, denge ve uyum yaratmak için başkalarıyla işbirliği yapmalıyım.

İlke: Denge

Olumlu uygulama: Diplomasi

Olumsuz uygulama: Kararsızlık

Özellikleri: Bağlantı kuran, paylaşımcı, işbirlikçi, uyumlu, sosyal, içten, düşünceli, anlaşmaya hazır, dengeli, tartan, adil, tarafsız, nazik, tatlı, diplomat, arabulucu, hoş, estetik, zarif, sanatkar, rafine, zevkli, bağımlı, kararsız, pasif, bocalayan, tembel, kayıtsız, yüzeysel, kibirli, fazla narin, kolay etki altında kalan.Terazi burcunda hava elementi ile öncü nitelik birleşmiştir. Terazi harika bir arabulucudur. İnsanları birbirleri ile tanıştırarak neşeli sosyal ortamlar yaratır. Sürekli başkalarıyla bir arada olmak isteyen Terazi insanı tek başına kalınca ne yapacağını bilemez. Ekip çalışmalarında ve ortaklıklarda harikalar yaratır.Aslında göründüğü kadar yumuşak değildir: otoriter bir yapısı olmasına rağmen bunu tatlılıkla gizler. Öncü grubun hükmedici özelliği Terazi burcunun sevimli karakteri ile hoş bir şekilde birleştiği için herkesi parmağında oynatabilir. Kendi dediğini tatlılıkla ama mutlaka yaptırır. Terazi insanı inanılmaz derecede dürüsttür ancak düşündüğünü her zaman söylemez. Nazik bir diplomatdır.Venüs tarafından yönetilen Terazi için uyum ve güzellik çok önemlidir. Huzurlu olması için bunlar gereklidir. Sanatların çoğunu, tüm kültürel olayları sever. Sanatla uğraşmasa bile sanata düşkündür. Güzel sanatlarla ilgili alanlarda başarılı olabilir. Yine güzellik ve güzelleşmekle ilgili her türlü alan ona uygundur.Terazi insanı güçlü bir adalet duygusuna sahiptir. Burcun simgesi terazi adaleti temsil eder ve Terazi’nin en temel özelliklerini yansıtır. Eşitlik temel ilkelerinden biridir. Herkese iyi davranmak ister ve kendine davranılmasını istediği gibi davranmaya çalışır. Verdiği kadar almak ister, ilişkileri bu açıdan dengeli olursa çok mutlu olur. Yargı sisteminde pek çok avukat, hakim ya da savcı Terazi burcudur. Sanat ve adalette hak edilen orta noktayı bulmak ve dengeyi sağlamak oldukça zordur. Terazi bunu başarabilir.Olayların farklı yönlerini, geçmiş ile geleceği, bilinenler ile bilinmeyenleri karşılaştırmaya ve bunlar arasında tam bir denge oluşturmaya çalışır. Bu yüzden zor ve geç karar verir. Diğerleri onun sürekli her şeyi enine boyuna tartmak istemesini, tereddütlerini ve kararsızlığını anlamayabilirler. Başak insanının ayrıntılarda mükemmeli araması gibi, Terazi de olayları tartarak dengeyi bulmaya çalışır. Terazi insanı yaşamın haksızlıklarla dolu olduğunu düşünür ve zaman zaman haksızlıklardan şikayet eder.Kavga ve sertlikten hoşlanmaz ve başkalarını memnun etmek için uğraşır. Genellikle nazik, çekici ve neşeli bir insan olarak tanınır. Nerede eğlenceli sosyal olaylar varsa Terazi de oradadır. Yalnızlığı hiç sevmeyen Terazi'nin geniş bir arkadaş çevresi vardır. Toplum tarafından en beğenilen tipler Terazi burcundan çıkar. Konuk ağırlamasını iyi bilir ve herkes tarafından aranılan bir konuktur. Sosyal, dışa dönük, özgürlüğüne çok bağlı ve gezmeyi seven bir burçtur ama aynı zamanda evlilik burcudur; partneriyle birlikte olmaktan ve paylaşmaktan büyük zevk alır.

Yönetici Gezegeni: Pluto-Mars

Element: Su

Nitelik: Sabit

Uğurlu Sayıları: 2,4

Gün: Çarşamba

Uğurlu Taşı: Topaz

Renk: Koyu Kırmızı, şarap, patlıcan moru

Tarot kartı: Ölüm

Hayvan: Akrep ve diğer yeraltı yaratıkları

Bitki: Karaçalı ve akasya ağaçları, krizantem, açelya

Kıymetli Taş: Turkuaz, yılantaşı

Kıymetli Maden: Plutonyum

Büyü Çeşitleri Hakkında

Yavuz Sultan Selim'in Rüyası

Kuran-ı Kerim - Rüya

Rezzan Kiraz 2011 Ocak Akrep Burcu

Aşk konusunda Ocak ayı içinde etkili olacak iki enerjiye sahipsiniz. Bunlardan birincisi 9-15 Ocak tarihleri arasında etkili olacak Venüs seyridir. Bu etki altında, içsel olarak duygu dünyanızla ilgili biraz geri plana çekilme ve herşeyi gözden geçirme isteği duyabilirsiniz. Bu bir ayarlama ve yeniden harekete geçebilmek adına düşünceler içinde olduğunuz bir zaman dilimidir. Genel olarak kendinizi ilişkinizle alakalı konularda rahatsız hissediyorsanız veya sorunlarınız varsa, bu hassasiyet daha fazla yoğunlaşabilir. Sevginizi gösterme konusunda daha çekimser davranabilirsiniz fakat bu duyarsızlık veya boşvermişlik anlamında değil sadece sözel ve davranış olarak gösterememe şeklindedir. Sanki bir şey ifade etmenize engel oluyordur. Genel anlamda bu sürecin diğer etkileri arasında, gizli ilişkiye meyil duyma, yalnızlığı ve sakinliği tercih ederek gerçek hayatta yaşanması mümkün olmayan aşkları arzulama, yoğun bir hassasiyet ve baştan çıkarılma konusunda zayıflık gibi.







Evli olup eşiyle problemi olanların bu süreç içinde geriye çekilmelerinin en önemli nedeni, evliliğinizi tekrar gözden geçirmek ve bir karara varmak için olabilir. İşte tam bu noktada son derece sakin davranmalısınız. Çünkü karşınıza çıkabilecek ve size anlayış ve sevgi sunabilecek her insana kolayca bağlanabilir ve evliliğiniz açısından düzelebilecek sorunları, içinden çıkılmaz hale getirebilirsiniz. Oysaki yapılması gereken karşılıklı olarak konuşmak, aksayan yönleri tespit etmek, hatta cinsel anlamda sorunlar varsa, fantezi dünyanızı geliştirerek birbirinize olan tutkunuzu yeniden canlandırmak olmalıdır. Eğer tam tersine mutlu bir evlilik yaşıyorsanız bu süreçte, yeniden aşkınızı canlandırmak ve hayatın kendi rutini içinde olan yoğunluk sebebiyle bir türlü fırsat bulamadığınız her zevki birlikte paylaşmayı tercih etmeli, güzel ve romantik ortamlar yaratmalı, birbirinize duyduğunuz sevgiyi elbirliği ile büyütmeye çalışmalısınız.



Bekar olanlar ise, yukarıda belirttiğim gibi, genel olarak kafalarının içinde, gerçeklerle uyuşmayan veya rastlanılması mümkün olmayan bir aşk arayışı içinde olduklarından hem kendileriyle çelişebilir hem de aradıklarını bulamadıkları takdirde kolayca yıkılabilirler. Oysaki yapmanız gereken, kendinizi gözden geçirmek, aksayan yönleri tespit etmek, yüzleşmelerde bulunmaya cesaret ederek, daha doğru seçimler için gönüllü olmaktır. Yüreğinizin içindeki duygulara yenilmeden tarafsız bir şekilde düşünün ve kendinizi mutlu hissedeceğiniz bir beraberlik için hazırlanın. Çünkü bu dönemde bunu yapmanız halinde, 15 Ocak tarihi itibariyle burcunuzda ilerlemeye başlayacak Venüs gezegeni size hoş sürprizler yaşatabilir.

Rüyada Duvar Görmek

Yay (23 Kasım - 21 Aralık)

Yay (23 Kasım - 21 Aralık)

Hayatınıza anlam kazandıracak yeni arayışlar içine girebilirsiniz. Çalışmalarınızı hızlandıracak, ekip çalışmalarında başarılı olacaksınız. Fikirlerinizi kolay kabul ettirebilir, yakınlarınızdan destek alabilirsiniz.



Rüyada Abdest Almak

TAROT ve TATTÜ TAROT




Tarot’un Dili

Aslında 168 karttan oluşan Tarot destesinde, 65 kart Allah'ı tasvir ettiği için bütün dinler tarafından aforoz edilmiş. Bu nedenle Dünyanın en mükemmel Tarotuna sadece en fazla 103 kart ile "Tarot" bakmak mümkün oluyor. "Tarot yüzde 95 ileriyi; yüzde 5'de geriyi gösterir. Kartlar herzaman ileriyi gösterir. Tarot baktıran insan da zaten gelecekle ilgili bir şey öğrenmek ister diyen, Gece Mavisi Hakan sadece kendisinin bakabildiği 103 kart Tarot'u ve diğerlerini siz http://www.sihirligecemavisi.com/ katılımcıları için anlattı...

103 KART TAROT: Normal olarak ters piramit ve Çapraz Tarot denilen yöntemde 103 kartın tamamını kullanılabiliyorsunuz.
20 yıldan uzun süredir üzerinde çalıştığım 103'kartlık Tarafta mitolojideki bereket ve sağlık tanrısı gibi tanrılar da işin içine giriyor. Sağlıkla ilintili bir şey çıkacaksa bu 103 kartın içinden mutlaka sağlık tanrısı çıkıyor. Bu yöntemde bakılan tarotlardan Yüzde 98 net sonuç alabilmek mümkün oluyor.

Onun içindirki Bunu yorumlayabilmek çok fazla önem kazanıyor, insanların dışa vuramadığı her şeyi 103 kartlık Tarot ile rahatlıkla ortaya çıkarabilirsiniz.

EZOTERİK ASTROLOJİ'DE SATÜRN



Saygı uyandıran görüntüsü ve orağı ile Yaşlı zaman baba figürü Satürn’ün sembolik açılımıdır. Eski Yunan’da Kronos olarak bilinir. Bir elinde gereklilik ve sonsuzluk çemberini, diğer eliyle de ölüm simgesini tutar. Böylece sonsuz biçim, küre ve işlev değişimini simgeler. Eski İbranilerde Satürn’e Şebo adı verilmişti. Bu ad, çözümlendiğinde ‘yedi’ anlamına gelen bir sözcük olup, Aş-Şeb’den türetilmişti. Aş-Şeb yaşlılık (olgunluk) yıldızı anlamına gelir ve gezegenin simgesini bu şekilde ifade eder. Kabalistik olarak, Satürn gezegeni, sessiz meditasyonu anlatır ve dolayısıyla Adam Kadmon’un yani Evrensel İnsanın işitsel yönüne karşılık gelir ve bu nedenle de insanlığın yapısı içinde duyma, dinleme gibi duyu ve güçleri temsil eder. Satürn’ün Kabala’daki mistik yeri sessiz meditasyondur. Meditasyon, zihnin ruhun ilhamlarına kulak vermesi anlamına gelir ve işitsel özellikleri bu anlamda işaret eder. Ezoterik açıdan Satürn, melek Kasyel olur. Kasyel, astral ışıkta yansıtma perisidir. Ayrıca bize teolojik gizemlerin okült yönünü gösterir.
Bu gezegen kendini her şeyden yalıtılmış Hermit (münzevi) olarak tanımlar. Tarot kartlarında Satürn Hermit yönüyle tasvir edilir. Astrolojik açıdan Satürn gezegeni, tüm gezegenlerin en güçlüsüdür. Bu güce, etkisi hemen fark edilmeyen, süptil biçimde akan kendine özgü karakterini de eklemek gerekir. Satürn doğası, yavaş sabırlı ve disiplinlidir. Saklıdır, gizliden gizliye hareket eder. Dünyamızdaki acıların en azından bir kısmı, bu gezegenin öğretmek, eğitmek isteyen eylemlerinden kaynaklanır bu nedenle Satürn olumsuz bir gezegen ya da ‘Büyük Uğursuz’ diye ananlar varsa da, bu gezegen etkilerinin asıl amacı eğitimdir. Satürn planlarını uygulamaya koymadan uzun uzadıya düşünür ve çok ender hata yapar. Entelektüel düzlemde Satürn, ben merkezli duyguların üst grubunu ve yansıtıcı niteliklerin tamamını yönetir. Bu akışın etkisinde olanlar çekingen ve kapalıdırlar, konuşmaları ve eylemleri yavaştır. Düşünmenin en yüksek biçimini ortaya koyan kişilerdir ve bunun sonucu, çalışkan, bilimsel ve kapalı biçimde akıl yürüten insanlardır. Genelde kendi başlarına olma eğilimindedirler çünkü Hermit, bu gezegen insanlarının esas tipidir. Hemen hemen hepsinde gizli bir Hermit yani münzevi saklıdır. Bu nedenle tüm okült çalışmalarda kolaylıkla ilerlerler ve çok da başarılıdırlar. Fiziksel düzlemde, Satürn’ün verebileceği en olumlu etki; zihni güçlendirmek, tutkuları soğutmak ve bu etki altında doğmuş olanları kendilerine özel ilgi alanlarında dikkatli, disiplinli, özenli ve benlerine saygılı hale getirmektir. Bir kişi bu özelliklere sahipse, son derece talihli olduğu söylenebilir ama değilse bu gezegen ona etkilerini göndermeye başladığında, Satürn’ün etkisi altına giren evlerindeki tüm bakışım ve pozisyonları bir armağandan çok talihsizliğe dönüşebilir bu yüzden bu disiplin gezegeninden çekinilir. Doğası, soğuk ve uyandırıcı etkilerle doludur; yolunda gitmeyenleri, kendi yaşam planlarının çok dışına çıkanları zor durumlara sürükler ve onları uyandırmak için zorlu olayları destekler.
Disiplin ve eğitim gezegeni Satürn okült anlamda uğursuz değil aslında ‘Büyük Uğurludur’ ama onun uğurlu olduğunu anlamak bile bilgi ve derinleşmeyi gerektirdiğinden halk arasında çekinilen ve kötü şans getirdiğine inanılan konumda olmuştur. Oysa amacı etkisini gönderdiklerine disiplin kazandırmak ve onları tutkularından soğutmaktır. Tutkudan soğumanın bir yolu da o tutkunun sönmesine neden olacak, zorlayıcı olaylar yaşamak olabilir. Tıpkı aşı olmak gibi. Aşı da ilk başta bazı insanların ateşinin çıkmasına ve hastalığın bazı belirtilerinin yaşanmasına neden olursa da sonuç çok olumludur çünkü bir daha asla o hastalığa yakalanmamaya neden olur.

ASLAN

Bir yılı aşkın bir süredir yaşamlarının Aslan’lara yüklediği sorumluluklar ve zorlayıcı değişim etkileri bu yıl 19 Nisan’dan itibaren yavaş yavaş çözülüyor ve açılma, genişleme yaşamaya başlıyorlar. Nisan ayından itibaren üzerinizdeki yüklerde bir hafifleme ve rahatlama olacak. Yıl boyunca kendinize güveninizi yenileyeceğiniz imkânlarla karşılaşacaksınız. 2007 Aslan’lar için farkındalığın artacağı, ruhsal ve bireysel gelişimin önem kazanacağı bir yıl. Hem iş hem de sosyal alanda yeni yeni atılımlar onları bekliyor. Kendi gücünü ortaya koyabilmek Aslan'ların temel hedefi olduğu için bu yıl nihayet bu imkana kavuşmaya başlayacaklar. Sıcak, çocuksu, cömert, güçlü, sevecen ve karizmatik Aslan’lar kendilerini iyi ifade ettikleri bir dünyada olmak isterler ve bu isteklerini gerçekleştiremedikçe huzursuzluk yaşarlar. 2007 yılı, güçlü yaşam arzusu, sevgi ve beğeni toplama ihtiyacı ile her zaman öne çıkmaktan hoşlanan yaratıcı Aslan’ların bu performanslarını sergileyecekleri olaylarla karşılaşacakları hareketli bir yıl. Bu yıl kendinizde hiç fark etmediğiniz yönlerinizin açığa çıktığına şahit olacaksınız. Yaşamdan zevk alabileceğiniz yeni ve geniş fırsatlar sizi bekliyor. Yaşama yeniden başlama gibi bir duygu hissetmeniz bile mümkün!Yaratıcılığınızı geliştirebileceğiniz pek çok imkân elde edebilirsiniz. Bu yıl aşk ve evlilik yaşamınızda da olumlu etkiler var. Aslan için her şey aslında bir oyundur ve kolaydır. Onun yaşamında sahnede olmak, dikkat çekmek için güçlü bir istek vardır; yaşamın her alanını bir oyun alanı gibi görmek yetisi onu sevimli ve yaratıcı kılmaktadır.Bir süredir oyun alanlarını kısıtlayan ve fazladan sorumluluklar getiren yaşamsal sahneler onların yaşama bakış açılarında değişimler getirecektir. Bir olgunlaşma dönemi yaşadılar ve egolarının kırılma noktalarını tanıdılar, kişiliklerinin zayıf yönlerini artık daha iyi biliyorlar ve bu biliş Aslan’lara 2007’de bireysel güçlerini arttırma yollarını da açacak. Duygusal ilişkilerinde gururları onları sevgiyi istemekten alıkoymamalıdır. 2007 yılında son iki yıldır yaşadıklarının genel bir sentezini yapıp bu dönemden şikayet etmek yerine sorgulamaları dürüst yaparlar ve sabırlı olurlarsa emeklerinin karşılığını fazlasıyla alırlar.
SAĞLIK
Bu yıl yaşamınıza neşe, bolluk, bereket ve genişleme geliyor. Yaratıcı konulara yönelebileceğiniz, üzerinizdeki gerginliklerden sıyrılabileceğiniz bir yıldasınız. 19 Nisan’dan sonra fiziksel enerjinizde bir yükseliş başlayacak ve Eylül ayından itibaren kendinizi özgür ve yeni başlangıçlara hazır, son derece sağlıklı ve dinamik hissedeceksiniz. Ruh ve beden sağlığınızda yeni dengeler kurabileceğiniz bir yıl bekliyor sizi.Şubat ayında sağlık konusunda daha dikkatli olmanızda yarar var. Yıl içinde genel olarak diyetinize dikkat ederseniz iyi olur. Aşırı yemek eğiliminiz baskılı dönemlerde daha da şiddetlenebilir.Bu yıl özellikle eylül ayına kadar ruhsal sağlığınız konusunda daha özenli olmaya çalışabilir, yoga-meditasyon gibi alternatif rahatlama yollarından yararlanabilirsiniz. Aşırı iş yükü ve gerginliklerin ortaya çıkabileceği dönemler olan 21 Ocak-19 Şubat ve 20 Nisan-21 Mayıs dönemleri arasında bedeninize özen gösterin. Koşmak, yürümek ve nefes egzersizleri iyi gelecektir.Ruhsal ve bedensel sağlığınızın esenliği için yaşadığınız baskılı olaylara ani tepkiler vermekten kaçının. Bulunduğunuz pozisyonu zora sokma potansiyelini bir Aslan olarak her zaman taşıdığınızı unutmayın.
AŞK
Aslanların kişisel çekicilikleri ve karizmaları vardır ve bu onların adeta bir çekim merkezi haline dönüşmelerine yol açar. Yaşama sevinçleri ve kendilerine güvenleri ile başkalarında da heves ve coşku duygusu uyandırırlar. Aşk ilişkilerinde zayıf bir eşi asla tercih etmezler, aksine böyle bir eşe ezici ve baskıcı bile davranabilirler. Bu nedenle Aslan'lar ilişkilerinde güçlü ve iddialı egolarını kontrol etmelidirler.2007 yılında aşk hayatınız ve sevgi ilişkilerinizde daha mutlu ve keyifli olabileceksiniz. Aile yaşamınızda sevinç gözüküyor. Bu yıl çocuk sahibi olmayı da isteyebilirsiniz ve bu konuda olumlu haberleriniz var. Bu yıl aşk yaşamınıza güzel sürprizler görünüyor. Bu yeni ve sizi çok etkileyen bir birliktelik olabilir. Süregelen ilişkilerinizin de yeni bir ilişki gibi canlandırıcı olacağını söyleyebiliriz. Aşkta sizi her anlamda çok daha keyifli bir yıl bekliyor. Özellikle 22 Mart-20 Nisan, 21 Mayıs- 21 Haziran, 24 Temmuz-23 Ağustos tarihleri arasındaki dönemlerde yaşamın pozitif yönlerini daha rahat deneyimleyecek ve ilişkilerinizde hiç tatmadığınız mutluluklar tadacaksınız. Yakın birlikteliklerde ve ilişkilerde şubat ayına dikkat edin, bu dönemde daha fazla tartışma ve düşünce anlaşmazlığı söz konusu olabilir, onları eritmenin yollarını arayın.Özellikle 21 Mayıs-21 Haziran tarihleri arasında ilişkilerinizde daha cesur ve yenilikçisiniz. Kendinizi çok iyi hissedeceğiniz bu dönemde yeni kişiler yeni çevreler ilişkilerinizi canlandırabilir.
İŞ
2007 yılı Aslan’lar için hayli önemli bir yıl. Büyümek için sınırlarınızı iyi tanımalısınız ve gerçekçi çözümler bulmalısınız. Farkındalığınızın artacağı, ruhsal ve bireysel gelişimin önem kazanacağı bir yıl. Hem iş hem de sosyal alanda yeni atılımlar var. 2007 size eğitim ve yeni deneyim fırsatları sunacak. Nisanda şartlar değişmeye başlıyor. Zorluklar sona eriyor. Büyük güçlerle gelen değişim etkisi ve alacağınız yeni desteklerle yükseliş söz konusu.Genel anlamda ortaklıklara, ilişkilere daha gerçekçi yaklaşmanızda yarar var.Yine aylara dönecek olursak, Mayıs ayında her alanda yeni bir süreç başlıyor. Aceleci olmamanızı özellikle tavsiye etmek isteriz. Haziran ayı Çevre ilişkilerinizde yenilenme ve yolculuklar ayınız olacak ve hareketli geçecek.Nihayet Ağustos ayı yeni bir adım ve yeni yollar için size ideal bir zaman sunuyor Aslan’lara.Ekim ayında ise yeni işbirliği fırsatları ve kazançlar var.Eylül ayından sonra ve gelecek yılları da kapsayan bir paralelde iş ve parasal konularda yeteneklerinizi geliştirdiğinizi gözlemlemeniz mümkün, gereken sabrı göstermiş olmanız size ödül olarak geri dönecek. Değişimin kapıyı en çok çaldığı burçlardan biri olarak bu kaçınılmaz süreçte başarı sabır ve uzun vadeli düşünmekten geçiyor. 2007 yılı elleri çok açık olan ve harcamayı çok seven Aslan’ları bu konuda da eğitecek ve dengeli harcamanın rahatlığını, özgüvenini kazanmalarını sağlayacak.
ÖNEMLİ TARİHLER
19 Nisan’dan itibaren genişleme yaşamaya başlayacaklar. 21 Ocak-19 Şubat ve 20 Nisan-21 Mayıs dönemleri arasında bedeninize özen gösterin. 22 Mart-20 Nisan, 24 Temmuz-23 Ağustos tarihleri arasındaki dönemlerde yaşamın pozitif yönlerini deneyimleme olasılıklarınız var.21 Mayıs - 21 Haziran tarihleri arasında ilişkilerinizde daha cesur ve yenilikçisiniz. Kendinizi çok iyi hissedeceğiniz bu dönemde yeni kişiler yeni çevreler ilişkilerinizi canlandırabilir.

Rüyada Dansetmek

BÜYÜ ÇEŞİTLERİ

AŞK BÜYÜLERİ
Halk dilinde Muhabbet Büyüleri de denilen bir büyü çeşididir. Burada yapılanlar genellikle iyi maksatlı ve masumcadır. Kullanılan malzemeler; genellikle karşı kişiye birebir temas eden bir parça üzerinde çalışmaktır. Bundan kastımız kişinin saç, tırnak, elbise parçası, yada uzun süre kullandığı bir eşyasıdır. Bunun içindir ki bu gibi malzemelerin kaybolması gibi bir durum da böyle bir büyüden şüphelenebilirsiniz. Aslında bu malzemeler hemen hemen birçok büyünün ana mönüsüdür. Ayrıca karşı kişiye uygulamayı yedirmek, koklatmak, giydirmek, gibi muhabbet büyüleri de vardır.
İSTEMEDİĞİN YADA HAK EDEN KİŞİLERİ AYIRMAK İÇİN YAPILAN BÜYÜLER
Kişileri birbirinden ayırmak için yapılan bu büyüleri kullanmak oldukça tehlikeli ve günahtır. Diyeceksiniz ki neden yapılır. Bazen öyle olur ki iki kişi zina halindedir bunları ayırmak için, yada iki kişi bir araya gelerek fesat işler tertip etmektedirler bunları ayırmak için kullanılır. Kullanılan malzemeler genelde burada yazmak istemediğim ve siteye uygun olmayan pis malzemelerdir.
AYRILANLARI BİRLEŞTİRMEK İÇİN
Hayatın en mühim meselelerinden beri karı ve kocanın güzel geçinmesidir. Ekseriya niza ve ayrılık gibi aile saadetini bozan ve berbat eden hallerin vuku bulması durumu sıkça rastlanan hadiselerdendir. Karı-koca arasındaki dargınlığı, kırgınlığı,soğukluğu giderip aralarını ıslah etmek, düzeltmek, iyi hale getirmek için düzenlenir.
DİL BAĞLAMAK İÇİN
Çok eskilerden ve hala kullanılan hatta çok sık kullanılan bir büyü çeşididir. Özellikle gelin kaynana arasındaki dil tartışmalarını sona erdirmek için yapılır.
SEVDİĞİNİ GERİ GETİRMEK İÇİN
Evini barkını terk eden, firar edip kaçan bir kimseyi, herhangi bir sebeple kocasını yada karısını terk deden kişiyi, savuşup giden hizmetkarı, anne ve babasının haberi ve izni olmaksızın giden evladı, velhasıl geri getirilmek istenen herhangi bir kimse olduğunda yapılır yada yaptırılır.
KIZ İSTEMEK İÇİN
Bir kimseye şeriat dahilinde talip olunsa ama istediği kızı yada dul kadını akrabaları veya yakınları vermeseler yapılabilecek bazı ameliyeler vardır.
MUTLULUK BÜYÜLERİ
Uyumlu beraberlikleri olan, birbirlerini kesinlikle kırmayan, bu mutlulukları başkaları tarafından övgüyle söz edilen karı-koca ya da iki sevgilinin mutluluklarının daim kılınması için yapılır.
SEVDİĞİNİ ZİNADAN MEN ETMEK İÇİN
Eşlerden herhangi biri eşinin kendisinden başkasıyla ilişki kurmasını engellemek amacı taşıyan masum büyülerde var tabii...
RIZK İÇİN
Geçim sıkıntısından biçare olan, işleri rast gitmeyen, ticaret erbabı olup ta kar ve kisbinin fazla olması istemiyle, yapılan bazı ameliyeler vardır. Aynı zamanda bu uygulamalar talibi çıkmayan kızların çeyizleri arasına koyulduğunda kısa zamanda etkisini gösterecek ameliyelerdir.
ŞEHVET İÇİN
Bir erkek karısının ya da sevgilisinin yatakta kendisine karşı isteksiz, soğuk davranması halinde bu durumu gidermek için yapılır.
ŞİRİNLİK VE KISMET İÇİN
Yaşı geldiği ve evlenmesine bir mani olmadığı halde evlenemeyen, kısmeti bağlı , talibi çıkmayan kız-erkek yada dul insanlar için yapılan uygulamalardan oluşur.
AĞRI VE SIZILAR İÇİN
Kronikleşmiş bir çok ağrı ve sızı içinde ak büyü yapılabiliyor. Baş ağrısı, bel ağrısı, yel ağrısıda denilen gezer ağrı vs...

Rüyada Fare Görmek

Rüyada Bahçe Görmek

El-Kindi Kimdir? ( Hayatı-Felsefesi-Eserleri)




Hayatı ve Şahsiyeti (801–872)




Tam adı Ebu Yusuf b. İshak el-Kindi’dir. Meşşai ekolünün ilk kurucusu ve İslam toplumu içinde ilk Arap filozof unvanı alan el-Kindi, soylu bir ailenin çocuğu olarak Küfe şehrinde doğdu. Güney Arabistan’ın en büyük kabilelerinden birinin lideri olan dedesi Eş’as, İslam’ı kabul edip Hz. Peygamberin ashabı arasına katılmış, daha sonra kabilesinin ileri gelenleriyle birlikte Küfe’ye yerleşmiştir. Kindi ailesi İslam öncesinde olduğu gibi İslam döneminde de hem Emevi hem de Abbasi hilafetinde önemli devlet görevlerinde bulunmuştur. Babası İshak b. Es-Sabbah (ö.808), Abbasi halifeleri Mehdi, Hadi ve Harun Reşit zamanlarında yıllarca küfe valiliği yapması ailesinin önemli bir mevkie sahip olduğunu gösterir. Atalarının da İslam dini öncesi aynı şekilde devlet görevlerinde bulunduğu nakledilir.




Kindi’nin doğumu net bir şekilde tarih olarak tespiti mümkün olmamıştır. O dönemde insanların doğum tarihlerinde genellikle tereddütler ve hatalar vardır. Çünkü doğan çocukların kütüklerini sağlam bir şekilde düzenleyecek teşkilat ve düzen henüz mevcut değildi. Bu yüzden Kindi’nin de tarihi net olarak belirlenememiştir. Bu dönemin genel özelliklerine ve çelişen olaylara bakılarak sonradan önemli olan şahsiyetlerin doğum tarihleri bulunmaya çalışılır. İşte Kindi için de böyle bir düşünceden hareketle babasının öldüğü yıl ile 830 yılında “beytü’l-hikme” kadrosunda önemli bir şahsiyet ile ilgili tarihler ve filozofun kendi eserlerini incelendiğinde onun, 801 gibi bir tarihte doğmuş olabileceği daha muhtemel bir sonuçtur.






Kindi’nin tıpkı doğum tarihi gibi eğitimiyle ilgilide kapsamlı bilgiye sahip değiliz. Ancak onun ilk gençlik yıllarını Barsa ve Küfe’ de geçirdiğini yine ilk tahsil hayatını, okuma-yazma, Kur’an, dil gibi konularda ders aldığı, felsefi ve akli ilimler için Bağdat’a gittiği bilinmektedir. Bilim ve felsefe sahasındaki şöhretinden dolayı Mu’tasım, Kindi’yi saraya davet etmiştir. Çalışmalarını kolaylaştırmak için adına bir kütüphane açmış ve aynı zamanda oğlu Ahmet’in hocalığını kendisine vermiştir. Mütevekkil zamanına kadar sarayda kalan ve halifelerden yardım gören kindi, bu halifenin başa geçmesiyle saraydan uzaklaştırılmıştır ve itibarını kaybetmiştir. Buna sebep olarak, Musa b.Şakir’in meşhur bilimci ve matematikçi olarak tanınan iki oğlu, Ahmet ve Muhammed’in çağdaşları Kindi’nin ününü çekemedikleri için, Mu’tezile karşıtı bir siyaset güden Mütevekkil’e onun Mu’tezileye mensup olduğunu ihbar etmelerini gösterirler. Halife onu dövdürtür ve kütüphanesine el koyar. Ancak iftiranın mahiyeti daha sonra anlaşılır ve kütüphanesine iade edilir.


Böylece Kindi gözden düşmüş, hayatının son yirmi yılını saraydan uzak geçirmek zorunda kalmıştır. Bu durum, onun Mu’tezileden sayılmasından değil, onlar gibi akla öncelik vermesinden ve ilk kez İslam toplumunda felsefe diye bir bilgi ve düşünce türünün temsilcisi olmasından dolayı kaynaklanıyordu.


Kindi, zeki olmasından ve özellikle sarayda halifelerin yanında saygı görüyor olmasından dolayı ortaya çıkan kıskançlık sonucu zaman zaman iftiralara uğramıştır fakat bunların pek çoğundan zekiliği sayesinde kurtulmuştur.


İslam medeniyetinde, kelimenin gerçek anlamıyla ilk filozof ve bu sıfata layık olan kimse Kindi’dir. Bu sebepten ötürü ve Arap olduğu için de kendisine “feylesufu’l-Arap”(Arapların filozofu) lakabı verilmiştir. Felsefe ve bilimin çeşitli dallarında kendini yetiştiren Kindi, yüksek bir ilmi şahsiyete sahiptir. Felsefe ve bilime birçok yeni katkıları olmuştur; bunun için düşünce tarihçisi Geremino Gardano Kindi’yi insanlığın on iki harikasından biri sayar. İslam âlemine olduğu kadar, eserlerinin İbraniceye ve Latinceye çevrilmesiyle, Batı âlemine de bir filozof ve bilimci olarak büyük tesir etmiştir.


Kindi ilk İslam filozofu olmanın verdiği zorlukla bir takım yeni fikir ve düşünce öne sürerken korkmuş ve bunların pek çoğunu içinde saklamıştır. Zaman zaman gerek öğrencilerine gerekse diğer insanların sorduğu sorulara yazılı olarak cevap verirken hep bu korku içinde “ilk felsefe üzerine” adlı eserinde özellikle belirtme ve konuları anlamayan insanların hücum ve iftiralarından çekindiği için bir takım konular hakkında derinlemesine yazmayacağını belirtmektedir.


Kindi’nin adını duyuran ve onun ilmi şahsiyeti ortaya koyan asıl olay Abbasi halifelerinden Me’mun’un 830 yılında kurduğu beytü’l-hikme adlı tercüme okulunda görev alması ve felsefi eserlerin tercüme ve yorumlamada bulunmasıdır. Kindi bu görevde iken bizzat kendisi tercüman olarak hakkında ve tercüme yapılan diller olan Grekçe, Süryanice, Farsça ve Soğutça bildiği hakkında tam bir bilgiye sahip değiliz. Ancak şu bir gerçektir ki, gerek kendisi tercüme yapmış olsun ve gerekse kitapları başkasına tercüme yaptırmış olsun, yaptığı yorumlardan ve verdiği izahlardan da anlaşılacağı üzere Kindi, bu konuları kendi kafasına yerli yerine oturtmuş ve bu konular hakkında etraflı ve doyurucu yorumlar kaleme almıştır.Yani sadece tercüme yaparak yetinmemiş, kendinden sonra gelen filozofların önünde onları aydınlatan bir ışık olmuş ve konulara İslami bir bakış açısı kazandırmıştır.


Kindi’nin büyüdüğü, yaşadığı döneme bakılınca sükun ve huzurun bulunmadığı, iç karışıklık ve çekişmelerin had safhada olduğu bir dönemdir. Kendisi de bu olaylara tanık olmuştur mutlaka. Muhtemelen ibn Mukafa’nın saray entrikası ile öldürülüşünü duymuş olmalı ki, bazı yazdığı risalelerde halkın söylemediği ve açıklayamadığı pek çok konunun olduğunu, insanların bu konuları anlamasının mümkün olmadığını yazar. Aslında böyle dönemler verimli ve ilmi gelişmeler için elverişli dönemler değildir. Kindi bu siyasi olaylardan az çok etkilenmiştir. Ancak Kindi’yi etkileyen esas olay, tarihe “ mihne devri “ diye geçen pek çok âlimin ölümüne ve eziyet sebep olan Kur’an’ın yaratık olup olmadığı konusudur. Yani “Halku’l-kur’an” olayı.


Bu dönemden Mütevekkil dönemine kadar devam eden Mutezile’nin hadis ve selef âlimlerine ve Müslüman halka karşı yürütülen sindirme hareketi ve kur’an’ın mahlûk olduğuna dair iddianın son derece acımasız bir şekilde sürdürüldüğü dönem olmuştur. Özellikle devlet desteğini arkasına alan Mu’tezile, Kur’an’ın yaratık(mahlûk) olmadığına inanan insanlara karşı başta halife olmak üzere kılıçlarını kullanmaktan ve kan akıtmaktan geri kalmamışlardır. Pek çok hadis âlimi zindanlara atılmış ve işkenceler görmüştür. Ahmet b. Hanbel bu görüşe karşı en çok mücadele eden ve Kur’an’ın mahlûk olduğuna inanan insanların zındık olduklarını söylemesi bütün dikkatleri üzerine çekmiş ve hapse atılmıştır. Daha sonra da ölmüştür.


İşte bütün bu siyasi ve dini olaylar Kindi’nin hayatında da etkili olmuştur. Daha sonraki yıllarda Kindi’nin mutezile olduğuna dair rivayetlerin olması, onun yaşadığı dönemden nedenli etkilendiğinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Özellikle son derece önemli âlimlerin Mutezile’ye karşı çıkmalarının sonu başlarına gelenleri gördükten sonra, kendi halinde görüşlerini ortaya koyan, daha çok felsefeyle uğraşan bir insan olarak hayatını sürdürmüştür.






İlmi Kişiliği


Kindi ailesinin özellikle babasının sağladığı imkânlardan dolayı iyi bir eğitim almıştır. Temel çalışma prensibini, “ bir konuyu ele aldığım zaman her şeyden önce onunla ilgili olarak daha önce söylenmiş olanları tespit etmeye çalışırım. Daha sonra da kendi dilimizin kullanım özelliklerini, zamanımızın adetlerini ve kendi imkânlarımızı esas alarak eksik bırakılanları tamamlamaya koyulurum” diyerek ortaya koyar.


Kindi’nin herhangi bir olayı ele alırken, oradaki orijinal terimlerin Arapça karşılıklarını bulmaya çalıştığını açıklaması, Arap dilini felsefe ilmine hazır hale getirdiğini, felsefi terimlerin Arap dilindeki karşılıklarının bulunmasının ilk defa yapılan bir çalışma olması dolayısıyla son derece önemlidir. Bu konuda ilk defa yazmış olduğu “tarifler üzerine” adlı risalesi de bu tür çalışma niteliğinde olup, daha sonra yaşamış ve bu tür çalışma yapmak isteyen filozoflar için kaynak teşkil etmesinin yanında, model de olmuştur.


Kindi’nin ilmi kişiliği ortaya koyduğu ve üne kavuştuğu olay tercümeler sırasındaki çalışmalar olmuştur. Abbasi halifesi Me’mun’un kurmuş olduğu “ Beytü’l-Hikme” adındaki tercüme bürosu devrin en önemli ilmi faaliyeti olarak görülebilir. Burada Grek. Hint ve İran kültüründen pek çok değerli eserler Arapçaya tercüme edilmiş ve pek çok tercümenin Arapça karşılıkları bulunmuştur.


Kindi’nin bir tercüman olduğunu ve bu doğrultuda ifadeler kullanmanın onun yaptığı işle tam örtüşmeyeceği açıktır. O daha çok konulara vakıf olması nedeniyle tercümelerin hatasız olmasını sağlayan bir bilim adamı gözüyle bakmak daha doğru olacaktır.


Kindi, özellikle tercüme hareketlerine katılırken, bu işin bilincinde olan bir insandır. Yaşadığı dönem İslam dininin üç kıtaya yayıldığı ve İslam’a giren insanların sayısının çok fazla olduğu, değişik kültürlere mensup insanların çok fazla olduğu, insanların eski kültür ve alışkanlıklarını İslam’da bulup devam ettirme gayretinde bulundukları, İslam dinine eski dinlere mensup insanların akli metotlar kullanarak saldırdığı, bu saldırılara karşı İslam âlimlerinin doyurucu cevaplar veremediği bir dönemde yaşamış bir insan olarak onların metotlarını öğrenerek kendilerine karşı kullanmayı amaçlamıştır.


Onun felsefi görüşlerine baktığımızda Meşşailik ön plandadır. Burada Meşşailiği biraz açalım ; meşa kelimesi Arapça yürümek kelimesinden gelir. İslam felsefenin bir kolunu oluşturan Meşşailer yürüyerek ders anlattıkları için bu ismi almışlardır.En çok felsefe üreten gruplardandır. İbn-i Miskeveyh, İbn-i Sina, el Kindi, :Farabi, Ebu Hayyam bu grup içindedirler. Meşşailik ya da Meşşai okulu, İslam felsefesi içinde doğa felsefesinin etkisinden sonra başlayan rasyonalist felsefe eğiliminin sistemli hale gelmesinden oluşan okul anlaşılır. İslamda Aristoculuk olarak bilinen akım olarak da bilinir. Aristo’nun Arapçaya çevrilmesi, İslam düşüncesinde hem Meşşailik denilen akımın ortaya çıkmasına hem de atomculuk ve kuşkuculuk dönemlerinin ardından kelam felsefesi denilen rasyonalist eğiliminin oluşmasında rol oynamıştır. Özellikle Organon ve Metafizik yapıtlarının ehl-i sünnet öğretisinin gelişiminde temel bir rol oynamış olduğu söylenebilir. Sokrates öncesi felsefeler ile dinin uyuşmazlığı söz konusu iken, Aristoteles felsefesi, uzun bir aradan sonra da olsa medreselerde okutabilmiş ve sonuç olarak resmi İslam felsefesi olarak şekillenmiştir.


Meşşailik elbette yalnızca Aristo’ya dayanmakta değildir; ayrıca genel anlamda Meşşailik, Plotunis’un yorumladığı şekliyle Platon’un öğretilerini de içine alır. Burada bir tür Aristoteles ile Platon uzlaştırılması ya da sentezi söz konusudur denilebilir. Bu kaynaklardan çıkarımlar gerçekleştiren İslam düşüncesi, ayrıca özel bir düşünsel atmosfer içinde de yer almaktadır . Söz konusu dönemde; agnostisizm, eski Babil öğretisi ve Maniciliği birleştiren bir gelenektir(hermes) söz konusu olan. Yunan felsefesi bu etkilerle birleştirilince ortaya özgün İslam felsefesi denilen süreç çıkmıştır.






Bu felsefenin kendine özgü güçlüklerinin kaynağı da yine burasıdır. Bu güçlükler Meşşailik okulunu her zaman meşgul etmiştir. Aristo-Platon uzlaştırma girişimi bu güçlüğün ilkidir. Ayrıca, öncesiz evren ya da doğanın başlangıçsızlığı teorisiyle İslam’ın yaradılış teorisinin uzlaştırılması diğer bir güç sorun olmuştur. Meşşailer ve Kelamcılar bunu farklı yollardan aşmaya çalışırlar.” Sudûr teorisi” denilen bir teoriyle bu sorun giderilmeye çalışmıştır. Bu arada Mezopotamya’daki sinkretisizm, İslam filozoflarını etkileyen, zaten tam oturmamış felsefelerinde karışıklık yaratan başka bir etken olmuştur. Belirlenimci bir görüşe sahip olan Meşşailik Okulu buna rağmen astrolojik görüşün etkilerinden de tamamen kurtulamamıştır. Onun felsefi görüşlerine baktığımızda, ne kadar Meşşai felsefesinin kurucusu olsa da ve ilk İslam filozofu kabul edilse ve Arapların tek filozofu dense de, din ile felsefeye bakışı farklıdır. O felsefeyi eşyanın gerçeklerinin ilanı olmasının yanında, aynı zamanda rububiyet ilmi yani vahhaniyet ilmi olarak da kabul eder. Bundan dolayı din ile felsefe arasında uyuşmazlık söz konusu değildir. Fakat dine bakışında tasavvuf söz konusun değildir. O, dini felsefi akılla kabul etmiştir. Bu açıdan bakıldığında felsefe ile dinin arasını bulmak ve aynı kaynağın ürünü olduğunu ispatlamak amacındadır. Ancak İslam dininde olayların meydana gelişinde Allah’ın rolü ile ilgili olan “ etkin sebep”i uzak ve yakın etkin sebep olarak ikiye ayırması daha sonraki yıllarda Allah’ın sıfatları konusunda yanlış yorumlara neden olmuştur. Ona göre avcının bir ok atarak avını öldürmesinde avcı, uzak etkin sebep, ok ise, yakın etkin sebep algılaması çeşitli tenkitlere uğramasına sebep olmuştur. Çünkü bu düşünce, olayların meydana gelişinde, Allah uzak sebep olarak görülmüştür. Bu da Allah’ın sıfatlarına aykırı bir durum meydana getirmektedir.


Kindi, “İlk Felsefe Üzerine” adlı risalesinde en şerefli mesleğin felsefe mesleği olduğunu kaydederek felsefeyi şöyle tanımlar; “ felsefe, insanın gücü oranında eşyayı gerçekleri ile bilmesidir çünkü filozofun bilgide amacı gerçeği bulmak, fiilde amacı gerçeği yapmaktadır.” Kindi,”eşyanın tarifleri üzerine” adlı risalesinde felsefenin çeşitli tanımlarını kaydetmiştir. Kindi’ye göre, felsefe insanın gücü nispetinde tümel ve sonsuz şeylerin varlığını, nasıl ve nice olduklarını ve sebeplerini bilmesidir. Bu tanımdan hareketle Kindi, her hakikatin sebebi olan hakkın bilinesi anlamına gelen ilk felsefeyi de felsefenin en yüksek basamağı olarak görür. Çünkü sebebin bilinmesi, neticenin bilinmesinden daha değerli ve önemlidir. Bir varlığın var edici sebebini bilmek, o varlığı tam olarak bilmek demektir.Bu nedenle Kindi’ye göre en büyük ve en olgun filozof, varlıkların ilk sebebi olan Allah hakkında, sebep hakkın da bilgiye sahip olan filozoftur.


Eşyayı hakikati ile bilmek anlamına gelen felsefe, her şeyden önce Rububiyet ilmini, vahdaniyet ilmini ve fazilet ilmini ihtiva eder. Aynı şekilde Hz. Muhammed, en faydalı ilmi ve onun metodunu, bütün zararlı şeylerden kaçınmayı ve koruma yollarını insanlığa bildirmiştir. Ayrıca bütün peygamberler, Allah’ın bir ve gerçek olduğunu ortaklaşa dile getirmişler, onu hoşnut etmenin yollarını, kötülüklerden kaçınmayı öğütlemişlerdir. Şu halde din ile ortak hakikatleri dile getiren felsefeye kötü gözle bakmamak gerekir. Kindi için, din de felsefede hakikatin ilmidir. Aklın bildirdiği hakikatler, dinin bildirdiklerine muhalif değildir.Hz. Muhammed’in vahiye dayalı olarak bildirdiği hakikatler, aklın bulduğu ve bildirdiği hakikatlere uygundur. Bu uygunluğu görmeyenler, cehalet içinde kalmış olanlardır. Felsefe,Allah’ın ilmidir. Kuran ise ilahi bir felsefedir. Kuran’ı tebliğ eden Hz Muhammet, en yüksek derecede bir filozoftur.Öyleyse felsefeyi inkar eden kimse hakikati inkar etmiş olur.


Kindi’ye göre felsefe ilimlerini herkesin öğrenmesinde bir sakınca yoktur. Felsefeyi gerekli bulanların onu istemeleri ve öğrenmeleri gerekir. Felsefeye karşı olanların ise ne için karşı oldukları belgelemeleri lazımdır. Bu belgeleri bulmak için de onların da felsefeyi öğrenmeleri ve tanımaları , böylece aradıkları belgeleri bizzat felsefede bulmaları gerekir. Öyleyse felsefe, onu takdir edenlerin de ona karşı olanların da öğrenmekten kaçamayacakları bir hakikat ilmidir. Esasen felsefe, eşyayı hakikatleri ile bilmekten başka bir şey değildir.


Kindi’ye göre hakikat, nereden ve kimden gelirse gelsin, kabul edilmesi gerekir. Felsefi hakikat, bir düşman tarafından ortaya konulmuş olsa da benimsenmelidir. Çünkü hakikat arayıcısı için hakikaten amaç birliği içindedirler. Ama metotları, kaynakları ve özellikleri bakımından birbirlerinden farklı olabilirler. Yani dinin de aklın da peygamberin de filozofun da amacı aynıdır. Ama bu amaca farklı araçlarla gitmeleri mümkündür ve amaç birliği içinde araç farklılığını gayet normal görmek lazımdır.


Kındi, felsefe öğrenmek isteyen kişilere altı maddelik liste sunar. Bunlar:
 Üstün bir zaka,


 Kesintiye uğramayan bir arzu


 Mültesim bir sabır,


 Yetenekli bir taktimcilik,


 Uzun bir zaman.




Bu altı şart olmadan felsefe yapılamaz ve öğrenilemez.


Yine ona göre felsefe yapmanın ilk şartı matematik bilmektir. Matematik bilmeyenler felsefe ile uğraşmaması gerekir. Bu konuda Eflatun’un ektisinde kaldığı açıktır.


Felsefesinde , Platon, Aristoteles ve Plotinus’un görüşlerinin bir sentezini yapmıştır. Felsefenin yönteminin kanıtlama, kanıtlamanın hedefinin maddeye biçim kazandıran özleri bilmek, felsefenin amacının ise Tanrı’ya erişmek olduğunu öne süren El-Kındi’ye göre, felsefi bilginin ilk basamağı akıl yürütmedir. İnsanın akıl yürütme yoluyla adım adım basitten bileşiğe ve en yetkin olana doğru yükseldiğini öne süren filozof , varlığa akılcı bir açıdan yaklaştığı için Tanrı’nın özüne ait sıfatları inkar etmiştir. Tanrı’nın sıfatlarının ancak olumsuz bir biçimde bilinebileceğini savunan El- Kındi’ye göre, Tanrı mutlak Bir’dir. Mutlak varlık olması nedeniyle, Mutlak Bir’in , niteliği , niceliği, maddesi yoktur ve O göreli bir varlık değildir.






İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir. Felsefenin tarifi “ İnsanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesidir”. Çünkü filozofun bilgiden amacı gerçeğin bilgisini yakalamak, davranışının amacı ise sürekli fiil değil gerçeğe göre davranmaktır. Çünkü biz gerçeğe ulaşınca ( yöndeki) fiilimiz sona erer. Sebebin bilgisi sebeplinin bilgisinden daha değerlidir, ayrıca biz bilgilerimizin her birinin sebebini bilirsek ancak o zaman onları tam olarak bilmiş oluruz.


El- Kindi, sadece bir filozof değildir; ayrıca matematikçi , fizikçi, astronom, hekim, çoğrafyacı ve hatta müzikte bir uzman idi. Onun bu alanlarının tamamına özgün katkılar yapmış olması şaşırtıcıdır.


Kindi, ömrünün bir dönemini mekanik konusundaki incelemelere ayırdı. Ortaçağ bilginleri bu sahada onun görüşlerine ve fikirlerine başvururlardı. Fen ilimlerinin hemen hepsinde söz sahibi olan Kindi, bu ilimlere birçok yenilikler getirdi. Açıların pergelle ölçülmesini ilk defa o başlattı. Matematiği sadece fiziğe değil, tıbba da tatbik etti. Bunu bileşik ilaçlar teorisinde kullandı. Sıvıların özgül ağırlıklarını hesapladı. Çekim ve düşme konularıyla alakalı deneyler yaptı. Optikle etraflı bir şekilde uğraştı. İslam ve Avrupa ilim alemi onun bu alanda yazdığı eserlerden çok istifade etti. İbn Heysem’den sonra bile kaynak olmaya devam etti. Bu alandaki çalışmalarında Theon ie Euclid’in eserlerinden faydalandı. Kindi’ye göre ışığın yayılması zamanla sınırlı değildir. Görme olayı gözden koniksi olarak dağılıp genişleyen ve eşyayı saran ışık demeti sayesinde meydana gelmektedir. Kindi; hava tahminleri üzerinde de çalışmış ve eserler yazmıştır. Musiki ilminin öncüleri arasında da yer aldı. Bu konuyla alakalı eserleri de vardır.


Kindi, Einstein’dan asırlar önce , rölativite(izafiyet) teorisini ortaya koydu. Ona göre bütün varlıklar ve varlığın fiziki olayları izafidir. Zaman , mekan, hareket birbirlerinden bağımsız değildirler. Aksine bunların hepsi birbirine bağlı izafi olaylardır. Cisim zamanla, zaman cisimle, mekan hareketle, hareket mekanla ve dolayısıyla hepsi birbiriyle bağımlıdır. Bunlardan hiçbiri müstakil değildir. Kendi bu konu da şöyle demektedir : “ Zaman ancak hareketle, cisim hareketle, hareket cisimle vardır. O halde ; cisim, hareket ve zamandan birinin diğerin bir önceliği yoktur.


Matematikle, sayı sistemi üzerine dört kitap yazmıştır ve modern aritmetiğin büyük bir bölümünün kuruluşunu hazırlamıştır. Arap sayılar sisteminin büyük bir bölümünün kuruluşunu hazırlamıştır. Arap sayılar sisteminin büyük ölçüde el- Harizmi tarafından geliştirilmiş olduğundan şüphe yoktur, ancak El-Kindi de bu konu üzerine zengin katkılarda bulunmuştur. Aynı zamanda, astronomi ile ilgili çalışmalarında yardım etmesi için küresel geometriye de katkıda bulunmuştur.


Kimyada, baz metallerin değerli metallere dönüştürülebileceği fikrine karşı gelmiştir. Hüküm süren simya ile ilgili görüşlerin aksine, kimyasal reaksiyonların elementlerin transformasyonunu meydana getiremeyeceğinde ısrarlı olmuştu. Fizikte, geometrik optiğe zengin katkılarda bulunmuş ve bunun üzerine bir kitap yazmıştır. Bu kitap daha sonra Roger Bacon gibi ünlü bilim adamlarına rehberlik ve ilham sağlamıştır.


Tıpta, başlıca katkısı, sistematik olarak o zaman bilinen tüm ilaçlara uygulanabilecek dozları belirleyen ilk kişi olması gerçeğini kapsamaktaydı. Bu , hekimler arasında reçete yazmada zorluklara neden olan dozaj üzerine hüküm süren çelişkili görüşleri çözmüştür.


Onun zamanında müziğin bilimsel yönlerine ilişkin çok az şey bilinmektedir. Armon zamanında müziğin bilimsel yönlerin ilişkin çok az şey bilinmektedir. Armoni üretmek için bir araya getirilen çeşitli notaların her birinin belirli bir perdeye sahip olduğuna dikkat çekmiştir. Bu yüzden, perdesi çok düşük veya çok yüksek olan notalar hoş değildir. Armoninin derecesi notaların frekansına bağlıdır. Aynı zamanda bir ses çıkarıldığında , bunun havada kulak zarına çarpan dalgalar oluşturduğu gerçeğini ileri sürmüştür. Eseri perdenin belirlenmesi üzerine bir terkim usulünü içermekteydi.


O, üretken bir yazardı; onun tarafından yazılan kitapların toplam sayısı 241 idi. Göze çarpanları , aşağıdaki gibi bölünmüştü: Astronomi 16, Aritmetik 11, Geometri 32, Tıp 22,Fizik 12, Felsefe 22, Mantık 9, Psikoloji 5 ve müzik 7.


Buna ilaveten , onun tarafından yazılmış çeşitli biyografiler, gelgitler, astronomi ile ilgili cihazlar, kayalar, değerli taşlar vb. ile ilgilidir. Aynı zamanda , Yunanca eserleri Arapçaya çeviren ilk tercümanlardan biriydi fakat bu gerçek onun sayısız özgün eserleri tarafından büyük ölçüde gölgelenmişti. Kitaplarının çoğunun artık mevcut olmaması büyük bir talihsizliktir fakat mevcut olanlar onun oldukça yüksek âlimlik standardını ve katkılarını ortaya koymaktadır. Latincede Alkindus olarak bilinir ve çok sayıdaki kitabı Cremonalı Cherard tarafından tarafından Latinceye çevrilmiştir. Ortaçağ boyunca Latinceye çevrilen kitapları Risale der Tanzim, İhtiyarat’ül- Ayam, İlahiyat-e- Atistu, El- Mosika, Met-o-Cezr ve Edviyeh Murakkaba idi. El-Kındi’nin bilim ve felsefenin gelişimine etkisi , dönemdeki bilimlerin uyanışında önemlidir. Orta Çağda , Cardano onu en büyük on iki dahiden biri olarak düşünmekteydi. Eserleri , gerçekten yüzyıllar boyunca başta fizik , matematik, tıp ve müzik olmak üzere çeşitli konuların ilerideki gelişimine öndelik etmiştir.


Kindi’nin Önemi ve Etkisi


Kindi’nin İslam Dünyasında kendini filozof şeklinde tanımlayan ilk kimse olarak konumu, onu pek çok açıdan bir geçiş dönemi düşünürü kılmaktadır. Onun felsefesi, çok farklı bir entelektüel bir çevreye cevap vermek için başlasa da antik bir geleneğin devamıdır. Pek çok açıdan Kindi’nin Yunanca felsefe geleneğini kabul şekli, gelecek nesiller için felsefenin gündemini belirlemiştir. Mesela onun akla yaklaşımı ve yaratma teorisi, Arapça felsefe geleneği boyunca etkisini sürdürmüştür. Bütün bunların ötesinde, Yunanca düşüncenin Kindi’nin halkasında özümseme girişimi, tercümenin her zaman bir yorum olduğu ve filozofların en fazla, selefelerini anlama hususu söz konusu olduğunda yaratıcı oldukları gibi daha kapsamlı noktaları ispat etmektedir. Öyle görünüyor ki Kindi, sadece Yunanca felsefe geleneğini aktarmayı ve onun güç tutarlılığını göstermeyi kendine amaç edinmişti. Onun başarısının en iyi göstergesi , başlattığı Arapça felsefe geleneğinin bizzat kendisidir. Onun projesinin bu şekilde anlaşılmasının doğal sonucu , Kindi’nin yukarıda tanımlamaya çalıştığı şekliyle yenilikçi veya yaratıcı olma gibi bir amaç taşımadığıdır. O , orijinal olmamayı tercih etmiş ancak orijinal olmama konusunda da başarısız olmuştur.


Abbasi İmparatorluğunun en görkemli ve en üretken döneminde yaşayarak sonraki nesillere zengin bir külliyat bırakan Kindi, felsefi ve ilmi anlamda bir okul ve akımında kurucusu olmuştur. Özel olarak yetiştirdiği öğrencilerin en başında kendisi gibi çok yönlü bir filozof olan Ahmed b. Tayip es-Serahsi ( öl. 889) gelmektedir. Öğrencilerinin önde gelenlerinden bir diğeri filozof, hekim ve coğrafyacı olarak tanınan Ebu Zeyd el- Belhi’dir( öl.934). Belhi’nin öğrencisi olan Ebu’l-Hasen El-Amiri (öl.991) de bu kola mensup bir filozoftur. Bir başta öğrencisi , Ebu Ma’şer El- Belhi’dir. Kindi’nin öğrencileri bunlarla sınırlı olmadığı gibi, etkisi de , burada adını andığımız ve anmadığımız çok sayıda öğrencileriyle sınırlı değildir. Onun asıl önem ve etkisi , eserleri vasıtasıyla açtığı yol ve tercümeye yaptığı sistematik katkılarla olmuştur. Mesela onun felsefe terimler sözlüğü anlamındaki tarifler üzerine adlı risalesi Harizmi ve İbn Sina’dan Cürcani’ye kadar pek çok düşünür üzerinde etkili olmuştur. Risale fi’l-hile li-defil’i-ahzan isimli risalesi de kendi alanında ilk olması bakımından sonraki meşşailer üzerinde hayli etkilidir.


Son yüz elli yıldır Kindi üzerine yapılan araştırmalara, onun Latinceye ve İbraniceye çevrilen eserleri ile Ortaçağ Avrupa’sında da tanındığını göstermektedir. Modern dönemde doğuda ve batıda çeşitli dillere yapılan çevirileri ise devam etmektedir. Cardanus Hieronimus’un ( XVII. Yy.) dünyaca ünlü on iki seçkin âlim ve filozof arasında Kindi’yi de sayması , onun Ortaçağ Latin dünyasında olduğu gibi yeniçağ bilim çevrelerinde de yakından tanındığını göstermektedir. Kindi’nin Latinceye çevrilen eserlerinden günümüze ulaşabilmiş olanlarını, mütercimleri ve tarihleri ile birlikte Bekir Karlığa detaylarıyla incelemiştir. Bu liste gösteriyor ki, Kindi’nin etkisi yalnızca İslam dünyasıyla sınırlı kalmamıştır. Özellikle pozitif bilimlerle ilgili eserleri batı dünyasında büyük ilgi görmüştür.


Eserleri


İslam Dünyasında bilim ve düşünce hayatının gelişip çiçeklendiği, tercüme ve tedvin hareketlerinin en yoğun şekilde devam etiği bir dönemde yaşamış olan El-Kindi, teorik ve pratik bilgi şubelerinin hepsine ilgi duyan, felsefeden tıbba, matematikten astronomiye, ilahiyattan siyasete, psikolojiden diyalektiğe, astrolojiden kehanete ve nihayet kimyadan leke tozuna kadar her alanda eser vererek sayıları 277’yi bulan zengin bir külliyat vücuda getiren ansiklopedik bir filozoftur. Eserlerine bakıldığında çoğunluğu birkaç sayfayı geçmeyen risaleler ( kitapçıklar) mahiyetinde olduğu görülmektedir. Kindi’nin bu kadar çok kitap yazmasının sebebinin, o günün İslam toplumunda, özellikle akli ilimler alanında önemli bir ihtiyaca cevap verme düşüncesi olduğu söylenebilir. Yazmış olduğu eserlerin tam listesini bulmak ve tek tek aktarmak elbette mümkün değildir.


Ama mesela İbn Nedim onun 241 eserinin listesini verir. Bu eserlerin 22’si felsefe, 20’si mantık üzerine, 7’si müzik üzerine, 29 tanesi astroloji üzerine, 23 tanesi geometri, 12 tanesi siyaset, 10 tanesi meteoroloji, 16 tane astronomi, 22 tanesi tıp, 17 tanesi polemik üzerine , 5 tanesi psikoloji, 50 tanesi de diğer bilimler üzerine olduğu söylenir.


Bu eserlerin çoğu öğrencisi olan ve halife Mu’tasım’ın oğlu ve veliahdı olan Ahmet’in isteği üzerine kaleme alınmıştır. Yazdığı risalelerde genellikle sorulan bir sorunun cevabını vermek amacı vardır. Bu yüzden de aynı konuda birden çok risale yazmıştır. Kendine ait olduğu kesin olan ve bugün bilenen eserleri şunlardır:


1. Kitab fi’l- Felsefeti’l-Ula ( İlk felsefe üzerine) : Halife Mu’tasım’a sunmuştur. Felsefe alanında onunu günüzüme ulaşan en hacimli eseridir. Dört kısımdan oluşur fakat günümüze sadece birinci kısım gelebilmiştir. Ahmed Fuad Ehvani ilk kez Kahire’de 1948’de yayınlamışitır.


2. Risale fi’l-ibanah an-Sucudi’l-Cirmi’l-Aksa ( Göklerin Allah’a scde ve itaat edişi ): Kindi bu risaleyi veliaht olan Ahmed’in “yıldızlar ve ağaçlar secde ederler” ayetinin yorumuyla ilgili sorusuna cevap olarak kaleme almıştır. Kahire’de yayınlanan eser Mahmut Kaya tarafından Türkçeye çevrilerek “ Göklerin Allah’a secde ve itaat edişi üzerine” adıyla yayınlanmıştır.


3. Risale fi’l-Hududi’l-Eşya ve Rusumiha (tarifler üzrine ) : Felsefi, bilimsel ve bazı ahlak kavramlarınını tanımlarını yapmış adeta küçük bir felsefe sözlüğü oluşturmuştur.


4. Risale fi’l – Akl ( akıl üzerine ) Ç Aklın tanımı ile birlikte Pton ve Aristo’ya dayanarak aklın çeşitleri üzerine durur. Ebu ride , Resa’ilü’l kindi el-felsefiyye’de yayınlamıştır. M. Kaya’da “akıl üzerine” adıyla Türkçeye çevirmiştir. Ayrıca Latinde ve İngilizce tercümeleri var.


5. Risale fi2l- Fa’ili’l- Hakki’l – Tamm : Kısa bir risale olmakla berabner filozofun Allah- alem hakkındaki görüşünü yansıtır. Mahmut Kaya tarafından tercüme edilerek “ gerçek ve mecazi etken üzerine” başlığı ile yayınlanmıştır.


6. Kitabu’l- Husuf


7. Kelam fi’n- Nefs ( Nefis üzerine birkaç söz ) : Ebu Ride, Süleymaniye Kütüphanesindeki mecmuada Kindi’ye nispet edilen bir sayfalık bu metni Resa’il ’l- Kindi el-felsefiyye ‘de yayınlamıştır. M. Kaya’da bunu “ nefis üzerine birkaç söz “ olarak yayınlamıştır.




Bibliyografya


Adamson, , Peter , Taylor Richard, Küre Yayınları, İstanbul, 2008
Alper, Ömer Mahir, Akıl-Vahiy-Felsefe-Din İlişkisi, Ayışığı Kitapları, İst
Bayraktar; Mehmet, İslam Felsefesine Giriş, Beyaz Kule yay., Ankara, 2008
Kindi, Felsefi Risaleler, (çvr. Mahmut Kaya) , İst, 1994
DİA , “Kındi Maddesi”
İA, “Kındi Maddesi “
Mutluel, Osman, İlk İslam Filozofu El-Kındi ,Hayatı ve Eserleri, Denizli, 2003




27 Şubat 2011 Pazar

Büyü Hangi Zaman Yapılır?

Yengeç Burcu Olan Ünlüler

Rüyada Dam Görmek

Evliya Çelebinin Rüyası

Rüyada Gökkuşağı Görmek

YENGEÇ

2007 Yengeçler açısından yaşamlarında onları memnun edecek olumlu gelişmelerle dolu bir yıl. Bu yıl onlara yeni olumlu koşullar, iş imkanları ve kendilerini istedikleri gibi geliştirebilecekleri olanaklar sunmakta. Yıl sonuna doğru parasal konularda rahat bir nefes alabilecekler ve yeni girişimlere cesaret etme fırsatları bulacaklar. Yengeçlerin kabuklarının sertleşeceği, güçlenecekleri bir yıl başlıyor.Yaşadıkları zorluklar geride kalıyor. Özellikle 2.Eylül’den itibaren yapısal güçlenmeler yaşayacaklar. Yeni ev almak, iş kurmak, evlilik ve maddi yatırımlar konusunda olanaklar açılıyor. Bu yeni başlayan dönem geçmiş döneme ait izlerin silinmesi, borçların ödenmesi ve yaraların kapanması olarakta değerlendirilebilir. Duyarlılık konusunda aşırı hassasiyete sahip yengeçler bu yıl duyarlılıklarını iş yaşamında kullanma yetisi kazanıyorlar. Ay'ın gizemli etkisi altında yaşayan Yengeçler, biraz çelişkili bir yapı taşırlar ve karşılarındakini her zaman şaşırtırlar. Aile odaklı, duyarlı, besleyici doğalarıyla yengeçler gülmeyi severler, mizah duyguları güçlüdür, sempatik ve yardımseverdirler. Zodyak'taki hemen hemen en gizemli burç Yengeçtir. Hiç bir burçta bu kadar karşıtlık bir arada bulunamaz. Sevinç ve acı, iyilik ve kötülük, melankoli ve taşkınlık. Yengeç, insanlığın doğuşunun burcu sayılır ve doğum yapmak ve annelikle ilintilidir. Ayın yönettiği yengeç, bizi duygularımızla yüzleştirir. Güven, korunma, beslenme ve ait olma gibi önemli duygular bu burcun alanına girer. İçinde barındırdığı tüm karşıtlıklarına rağmen yengeç ruhsal olarak kendisiyle barışıktır. Bu barışı korumak için her şeyini ortaya koyar. Bir soruna ancak kendi varlığını tehdit edecek ve hareketlerini kısıtlayacak hale geldiğinde el atar. Ama hemen öne atılmaz, tersine burcunun hayvanı gibi önce birkaç adım geriye gider, taktikler geliştirir, ve sonunda üstüne atılır. Beklenmeyen bir durumdan sakınabilmek için tüm tedbirleri alır. Paranın değerini ve çar çur edilmeyeceğini bilmesine karşın, kendisine bir şeyler ifade eden insanlar ve ailesi için her şeyini feda etmeye daima istekli ve hazırdır. Affedicilik özelliği gelişmiş yengeçler kimseye kin tutamaz. Koşulsuz sevginin sıkı takipçileridir. Yaşadıkları her acı ruhsal yönden derinleşmeyi ve şefkati artırır.

SAĞLIK

2007 yılında sağlık açısından problemsiz bir yıl görünüyor. Bu yıla girerken taşıdığınız bir sağlık probleminiz varsa bu yıl içinde şifa bulacaksınız demektir. 28.Ocak-21.Şubat: Ruhsal rahatlama ve huzur dönemine girmeniz ruh ve beden sağlığınızı olumlu etkileyecek. Yüksek enerjilerle artan hassasiyetinizle metafizik ve evrensel sevgi, şifa gibi konularda yükselme ve tüm yıl sürecek açılma yaşayacaksınız. Bu yıl iş stresi ile ilgili konularda sağlığınız açısından kendi alternatif önlemlerinizi ihmal etmeyin ve mutlaka kendinize zaman ayırmanın yolunu bulun. AŞK 2007'de aşk ve ilişki yaşamınız açısından da hayli hareketli dönemler var. Yengeçler çok duygusal ve hassas insanlardır, her ne kadar sağlam görünseler de kolay incinirler. Yanlış bir kelime ile derinden sarsılır ve kabuklarına, iç dünyalarına çekilirler. Ama şefkat ve ilgi göstermek Yengeçlerin kendilerini koruma güdülerinden de güçlüdür. Anaçlık sevginin güvenli bir çeşididir. Güçlü bir kendini koruma, güvenli sevgi önceleri iyidir, ama bir süre sonra Yengeç'in de kabuğundan çıkması ve yaşama aktif olarak katılması gerekir. Böyle olduğunda dış dünyayla bütünleşir. Dışarı çıktığında kabuğunda kazandığı ruhsal gücü, iyileştirici, yardımcı ve destekleyici rollerle dış dünyadaki diğer insanlara aktarır. 2007 yengeçlerin dışa açılma zamanının geldiğini işaret eden bir yıl. Anaçlık Yengeç'in en yüksek ifade biçimi aynı zamanda dikkat etmesi gereken bir yönüdür. İlişkide olduğu insanlardaki acıyı ve kederi kendine çekerek onların kendilerini güvende hissetmelerini sağlar, kendi gereksinimlerini ikinci plana atar ama diğer yandan da gereksinimlerinin yeterince karşılanmamasından ötürü huzursuzluk yaşayabilir. Yengeçler bir âşık olarak eşlerinden güven ve sadakat ararlar; ev, aile, gelenek konularında tutucu bir tavır sergileyebilirler. Bu yıl aşk hayatlarında aradıkları güveni, sadakati ve doyumu bulacaklarını söyleyebiliriz.2007 yılında aşk yaşamınız açısından gerek aile gerekse partnerinizle olan ilişkilerinizde daha huzurlu ve keyif duyabileceğiniz zamanlar;28.Ocak-21.Şubat:Ruhsal rahatlama ve huzur dönemi. Yüksek enerjilerle artacak hassasiyet ve yoğun sevgi algılayışı.18.Mart-4.Nisan: Güven duygusunun artmasını sağlayacak pozitif gelişmeler. Ailede ve ev hayatında güzelliklerin artışı. Sevdiklerinden gelecek olumlu haberler.7.Nisan-15.Mayıs: Yolculuk fırsatları. Duygusal alanda olumlu karşılaşmalar.29.Eylül-31.Aralık: Karşı cinsle olan ilişkilerde tamamlanma duygusu. Duygusal anlamda da İsteklerin gerçekleşmesini sağlayacak motivasyon ve fırsatlarla karşılaşacaklar. İŞ İş yaşamınızda 2007 yeni ufuklar açacak. Yeni olanaklar ve kendinizi geliştirebileceğiniz çok güzel imkânlar görünüyor. Zengin iç kaynaklarınızı iş alanında kullanma fırsatları bulacaksınız. Bu yıl iş yaşamınızda bir hedefe konsantre olursanız başarıyı yakalama şansınız çok yüksek. Verimliliğiniz artacak. İş yerinde genişleme ve eğitim olanakları bulacaksınız. Bu gelişmeler uzun vadede kariyer çizginize destek verecek çalışmaları getirecek. Özellikle yılın ikinci yarısından sonra her konuda yeni girişimler söz konusu. Bireysel isteklerinizi rahatlıkla öne çıkaracağınız elverişli iş koşulları ile karşılaşacaksınız. Emin adımlarla yürümeyi seven biraz da şüpheci karakteriniz için en uygun iş ve değişim fırsatları 2007’de saklı. Nisan ayından itibaren başlayacak açılma yılın ikinci yarısından hatta sonbahardan daha aktif hale gelecek. Geçen son üç yıla bakıldığında para durumunuzda yaşadığınız sıkıntıları özellikle bu yılın sonlarından itibaren üzerinizden tamamen atmaya başlayacaksınız. 2 Eylül'den başlamak üzere daha istikrarlı koşullar önünüze çıkacak. Bu koşullar en çok iş yaşamınızda işinize yarayacak ve disiplin altına girmekte zorlanmayacaksınız. Bu disipline alışmak için tüm yıl boyunca aktivitenizin ve çalışkanlığınızın azalmamasına da ayrıca gayret göstermelisiniz. Zihinsel konular, eğitim gibi alanlara odaklanabilir, ciddi bir kararlılık gösterebilirsiniz. 2007 yılı yaşam felsefenizi geliştirebileceğiniz hatta tamamen yenileyebileceğiniz, sizin ve ailenizin dışındaki insanlardan ve eğitimlerden daha fazla yararlanabileceğiniz yeni fırsatlar da sunacak. İş hayatındaki bu değişiklikler eğitim, yabancılar ve yurtdışı konularını da beraberinde getirebilir. Bu sayede üstlerinizle ilişkilerin de gelişebileceği söyleyebiliriz.. Yıl sonuna kadar olan dönemde parasal konularda gerçekçi tutumunuzu sürdürmelisiniz. Harcamalarınıza dikkat etmeli ve bütçenizi kontrol altında tutmaya devam etmelisiniz.18.Mart-4.Nisan:Güven duygusunun artmasını sağlayacak pozitif gelişmeler. 7.Nisan-15.Mayıs: Olanakların artmasını sağlayacak yeni bir açılım dönemi. Yolculuk fırsatları. 25.Haziran-16.Ağustos:Maddi gelişmeler. Ev almak, taşınma, parasal kazançlar ve rahatlama dönemi.29.Eylül-31.Aralık: İsteklerin gerçekleşmesini sağlayacak motivasyon ve fırsatlar gözüküyor.

ÖNEMLİ TARİHLER

28.Ocak-21.Şubat: Ruhsal rahatlama ve huzur dönemi. Yüksek enerjilerle artacak hassasiyet ve yoğun sevgi algılayışı.18.Mart-4.Nisan: Güven duygusunun artmasını sağlayacak pozitif gelişmeler. Ailede ve ev hayatında güzelliklerin artışı. Sevdiklerinden gelecek olumlu haberler.7.Nisan-15.Mayıs: Olanakların artmasını sağlayacak yeni bir açılım dönemi. Yolculuk fırsatları. Duygusal alanda karşılaşmalar.25.Haziran-16.Ağustos: Maddi gelişmeler. Ev almak, taşınma, parasal kazançlar ve rahatlama dönemi.29.Eylül-31.Aralık: İsteklerin gerçekleşmesini sağlayacak motivasyon ve fırsatlar. Karşı cinsle olan ilişkilerde tamamlanma duygusu. Maddi olanaklarda artan bir yükseliş ve refah.

Burçların enerji bölgeleri

Burcunuzun özelliklerinde saklı olan yaşam enerjinizi ve potansiyelinizi harekete geçirmeye hazırsanız, şimdiden bu yolculuğunuza başlayabilirsiniz. Hangi burçtaysanız burcunuzla ilgili bölgeleri tıklamanız yeterlidir...
Dünyanın her kıtasında, evrensel etkileri yansıtan yüksek enerji bölgeleri vardır. O bölgede yaşayan yerliler buraları varoluşun merkezi yada dünyanın kalbi olarak nitelendirirler. Bu bölgeler ezoterik yada dinsel kavramların dışında yer alırlar. Herhangi birisi bu bölgenin enerjilerinin kendi sağlığına olan pozitif etkilerini çok rahat gözlemleyebilir. Bu bölgelere yalnız yada arkadaşlarınız yada ailenizle gidebilirsiniz. Orada yeryüzünü dinlemeyi ve güvenmeyi yaşarsınız. Yaşamı ve yeryüzünü kutsamaya yönelik her hangi bir aktivite sizin için uygun olabilir. Çalılıklarda yürümek, piknik yapmak, yazmak, sessiz bir yerde yapılacak bir meditasyon, dua,dans, şarkı söylemek, arkadaşlarla yapılacak bir sohbet yada herhangi başka bir şey. Enerji yüklendiğinizi fark edeceksiniz. Aşağıda verilen bölgeler burçlarla simgelenen enerjileri taşıyan bölgelerdir. İçinde bulunduğunuz dönemin burcuna ait bölgeye yapacağınız bir yolculuk, yaşam yolunuzda daha kuvvetli adımlar atmanıza büyük katkı sağlayacaktır. İçsel yolculuklar kadar enerjilerin yoğun ve pozitif olduğu bu bölgelere yapılan dışsal yolculuklar da önemlidir ve enerjilerinizin dengelenmesine neden olur.
KOÇ : Bu ateş burcunu yansıtan en önemli bölge,Hawaii'de;Mauideki
.İkinci olarak ve son olarak yine Hawaii'de .Yüksek idealler,istekler ve özgürlük duyumu için eşsiz bölgelerdir.
BOĞA : Kuzey Kaliforniya daki birinci çakrayı harekete geçiren etkiler barındırmaktadır.İkinci bölge güney batı Amerika’da,Arizona da kuzey uçlarıdır.Üçüncü bölge ise,Strathcona Parktaki .
İKİZLER : Meksika’da bir eyalet olan . Dünyanın merkezi olarak bilinen bu yerin yakınlarında bir çok kutsal yer bulunmaktadır. Bunların başında Oaxaca yakınlarındaki gelmektedir. İkinci bölge, Kostarikanın Pasifik kıyılarındaki 'dır.Üçüncü yer ise Meksika'da Monterrey yakınlarında .
YENGEÇ : Bolivya'daki ikinci çakrayı harekete geçiren bir bölge olarak ta bilinmektedir. İkinci olarak Peru’nun başkenti Limanın merkezinde yer alan .Üçüncü olarak yine Peru’da bölgesidir. Bu nokta Amazon nehrinin doğduğu noktadır.
ASLAN : Dördüncü çakraya isabet eden ilk bölge İngiltere de bölgesidir. Burası yeryüzünün kalbidir.Yakınındaki Shaftesbury merkezine kadar ulaşır. İkinci bölge, Berlin’in merkezindeki kapısıdır. Üçüncü bölge ise yakınlarındaki Montserrat bölgesidir.
BAŞAK : Güney Afrika’da bulunan Table dağı ilk kutsal alandır. İkinci olarak Johannesburg (Güneş Şehri)yakınlarında bölgesidir. Üçüncü olarak ve Güney Afrika sınırında yer alan bölgesidir.
TERAZİ : Beşinci çakraya isabet eden bölgelerin başında Mısır daki bölgesi gelmektedir. İkinci olarak Kudüs'ün doğusunda yer alan Zeytin Dağı gelir. Üçüncü olarak Süleyman’ın tahtı olarak bilinen bölgedir.
AKREP : İlk olarak Tibet'te bulunan yedinci çakraya isabet eden yerlerin başında gelmektedir. İkinci olarak Tacikistan da Pamir dağlarında yer alan zirvesidir. Üçüncü olarak Hindistan da Ganj nehrinin ağzında yer alan 'dır.
YAY : genel bir saflaşma bölgesidir. İkinci olarak dır. Üçüncü olarak dağı gelmektedir.
OĞLAK : Avustralya kıtasının kırmızı toprakları olarak bilinen ilk kutsal bölgelerdir. Üçüncü çakrayı harekete geçiren etkileri vardır. İkinci olarak Kuzey Avustralya da Kakadu ulusal parkının içinde yer alan . Üçüncü olarak Batı Avustralya'daki bölgesidir.
KOVA : Ölümsüzlük ve güzellik merkezi olarak bilinen Japonya'daki Fuji Dağı kutsal yerlerin başında gelmektedir. Kuzey ve Güney Kore sınırında yer alan ikinci kutsal alandır. Üçüncü olarak ise Güney Japon adası Okinawa'da yer alan bölgesidir.
BALIK : Yeni Zelanda da North Island bölgesindeki . New Caledonia daki ikinci kutsal bölgedir. Tasmania ve Antarktika arasında yer alan Macquarie adası ise üçüncü ve son bölgedir.

TAROT' UN TARİHİ


Tarot’un gerçek tarihçesi, tıpkı kartların anlamları gibi hemen hemen gizlidir. Bu konuda pek çok açıklama getirilmeye çalışılsa da, kesin bir bilgi yoktur. Kartların çizimine M.S. 618 tarihinde Çin’de egemen olan Tang hanedanı zamanındaki paraların örnek alındığı zannedilmektedir... TAROT FALINIZA BAKARKEN BİLMENİZ GEREKENLER
Tarot falına 78 kartla bakılır. Fala başlarken ilk önce Tarot'a soru sormanız gerekli. Seçeceğiniz sorular "Bu durum karşısında nasıl davranmalıyım?" "Beni etkiliyen bu olay için ne yapmalıyım?" şeklinde olmalıdır. Daha sonra...
TAROT FALINIZA NASIL BAKACAKSINIZ? Aşağıdaki "Giriş" butununu tıkladıktan sonra 78 kartın olduğu ekrana geleceksiz. Buradan rastgele 7 adet kart seçmelisiniz. bir kartı işaretlemekten vazgeçtiyseniz üzerine tekrar tıklamalısınız. Daha sonra isim ve dileğiniz bölümlerini doldurmalısınız (isim isteğe balıdır). Dileğiniz bölümüne gireceğiniz bilgi "Bu durum karşısında nasıl davranmalıyım?" "Beni etkiliyen bu olay için ne yapmalıyım?" şeklinde olmalıdır. Bütün bu işlemlerden sonra "yorumla" butonuna basarak sonuç ekranına geçeceksiniz. buradan dileğinize ait yorumları kartların düz ve ters gelişine göre sıralanmış olarak bulabilirsiniz.

TAROT FALINA BAKMAK İÇİN LÜTFEN GİRİŞE BASINIZ
.................................. GİRİŞ ..................................

Fal ve Kehanetler

Rüyada Tanrıyı Görmek

El-Razi Kimdir ? ( Hayatı-Felsefesi-Tıbbı-Kimyası-Eserleri-Din Anlayışı)




HAYATI


İslam tarihinde hekim-filozof tipinin en başarılı temsilcilerinden biri olan Razi 865 Rey doğumludur.


Batılıların “Rhazes” dedikleri bu ünlü hekim gençlik döneminde felsefe ve edebiyatla ilgilenen , şiir yazan , ud çalıp şarkı söyleyen, sakalı bıyğı çıktıktan sonra “ Artık musiki ile uğraşmak yakışık olmaz” diyerek bundan vazgeçen ilginç bir şahsiyettir.


Hipokrat ve Galen’den sonra tıp ilmine yaptığı önemli katkılardan dolayı “Arapların Galen” unvanıyla anılır.


Hayatını kuyumculukla kazanırkenbu meslek ondan kimyayta karşı merak uyandırmıoş, kurduğu laboratuarda kimya deneylri yaparken ortaya çıkan gaz ve buharlar sebebiyle gözleri rahatsızlanmış, bu hastalığı hayatı boyunca sürmüştür. Biruni’ye göre Razi’nin kimyadan sonra tıbba yönelmesinin asıl sebebi gözlerindeki rahatsızlıktır.




Razi’nin kimlerden tahsil gördüğüne dair yeterli bilgi yoktur. Ancak felsefe sahasında Fihrist Balhi’ nin fikirlerini kendisine maletmiş olmalıdır.


Ebu Bekir er-Razi, tahsil için çıktığı uzun seyahati esnasında Horasan bölgesindeki ilim ve kültür merkezlerinde bulunmuş; hekimlikte şöhrete kavuştuktan sonra Halife Muktefi-Billah’ın daveti üzerine otuz yaşlarındayken Bağdat’a gitmiştir. Rey’de hastane başhekimi olduğu ve Bağdat’ta da aynı görevi üstlendiği bilinmektedir. Devrin hastane başhekimi olduğu ve Bağdat’ta da aynı görevi üstlendiği bilinmektedir. Devrin en büyük tabibi olmak şöhreti onu bir saraydan diğerine sevk etmiştir.


Otobiyografi mahiyetindeki es-Siretü’l-felsefiyye’sinde 20.000 varaktan fazla yazı yazdığını belirtir. Öyle ki onu anlatanlar ya bir kitabı istinsah ederken ya bunları müsvedde yaparken gördüklrini söylerler.


“Hayatın Sokrat’ınkine benzemediğini sen filozof olamazsın” diyenlere karşı ülkesinde hiç kimsenin tıp alanında kendisini geçemediğini, filozof adına yakışmayacak hiçbir davranışta bulunmadığını, fizik ve matematik disiplinleriyle ilgili 200’e yakın eser yazdığını belirtip, “ Ulaştığım bu bilgi düzeyi filozof adını almama yetmiyorsa keşke bileydim, çağımızda bu isme layık olman kim var?” diyerek kendisini savunmuştur.


Razi, dönemin hoşgörü ortamında gelişen dini ve felsefi düşünce hareketleri arasında Eflatun felsefesinden esinlenerek deist dünya görüşünü temellendirmeye çalışan bir filozof olarak bilinir.


Razi, felsefesinin çok büyük görüş farklılıklarını barındırdığının bir göstergesidir. Belirli insanların muhatap kabul ettiği ve dolayısıyla diğer zamanlardaki başka insanları dışarı tuttuğu için Tanrı’nın adaletiyle çeliştiğini gerekçe göstererek vahyi imkânsız görmektedir.


Allahın verdiği akıl gücü ve adalet duygusunun insanlar arasında düzeni sağlayacağı ve mutlu bir hayat gerçekleştireceğini, bunun için dine ve bir peygamberin rehberliğine gerek olmadığını savunan cüretkâr görüşleri sebebiyle gerek çağdaşları gerekse sonraki dönem filozof ve kelamcıları tarafından eleştirilmiş ve eserlerine reddiyelere yazılmıştır. Bununla birlikte felsefi akideleri en çok Şii çevrelerde yankı bulmuştur.


Hayatının sonlarına doğru gözlerine katarakt inen Razi 925 yılında Rey’de vefat etmiştir.




Felsefesi


Düşünce tarihinde bir filozof için temel sorun “bir” ile “ çok” ya da ezeli olanla sonradan olan, değişmeyenle değişen varlık arasındaki ilişkiyi makul bir sistem halinde temellendirmektir. Razi, Tanrı-varlık arasındaki ilişkisini ve kozmik varlığın ortaya çıkışını beş ezli ilke : Tanrı( el- kudemaü’l-hamse) adını verdiği sistem ile açıklamaktadır. Bu beş ezeli ilke; Tanrı ( yaratıcı ya da el-bari ), Nefs ( külli nefis), zaman 8dehr), mekan ve madde ( heyula)dir. Başlangıçta bu beş varlk aynı anda mevcuttu ve bu hareket söz konusu değildi. Nefs, maddeyle birlikte olmaya yönelik aşırı arzusuna yenik düşmüş ve böylece hareket başlamış, ancak bu düzensiz bir şekilde olmuştur. Tanrı merhamet sahibi olduğundan Nefs’e ve aleme merhamet etmiştir. Nefs’e aklı bahşederek ona kendi hatasını anlama ve düzensiz hareketi düzenleme imkanı sağlamıştır. O dünyadaki kötülüğün Tanrı’dan değil Nefs’in maddeyle kurduğu ilişkiden kaynaklandığı söyler. Razi’ye göre bu dünyanın kirinden, pasından arınmayı sağlayacak olan din değil felsefedir.





Razi Kindi’nin benimsediği gibi yoktan ve zaman içinde yaratmayı hiçbir şekilde kabul etmemektedir.


Razi metafiziğin omurgasını oluşturan bu beğ ezeli ilke ve onunb bu yöndeki görüşlerini segilediği el-İlmü’lilahi adlı çalışması , İslam düşüncesi tarihinde en çok eleştiri olan ve üzerine en fazla reddiye yazılan eserlerdendir. Filozofa yapılan itirazlar Allah’tan başka ezeli varlık kabul ettiği , sistemin kendi içinde çelişkiler barındırdığı ve bu sistemin orijinal olmayıp Sokrat öncesi filozoflarından ya da Harranlı Sabiiler’den veya Maniheist’lerden alınmış olduğu şklindendir. İsmaili yazarların onunla tartışm halinde olması dikkate değer. İsmaililerin Razi’nin takındığı tutuma karşı hücumlarının bağlıca konuları şunlardır: zaman, tabiat, ruh ve peygamberlik. Karşı çıkışları her şeyden önce Razi’nin felsefesinin en belirleyici savını, beş ebedi ilkenin benimsenişini hedef alır. Razi, uyumuş ruhları uyandırılma görevinin filozoflara ait olduğunu söylerken, İsmaililer is bu ruhların uyarılması görevinin filozofların gücü üzerinde olduğu cevabını verirler.


El-İlmü’l-ilahi adlı eserinde yapılan alıntıları ve özet metinleri Paul Kraus tarafından Resa’il felsefiye başlığı altında yayımlanmıştır. (Kahire 1939 )




Tabiat Felsefesi



Tabiattaki her çeşit oluşum, gelişim ve değişimi teorik düzeyde temellendirmeye çalışan ve tabiiyyun ( natüralistler) olarak bilinen bu felsefe akımının kurucusu Razi’dir. Deist bir filozof olan Razi aynı zamanda koyu bir rasyonalisttir. Çalışamalrında gözlem, deney ve tümevarım yöntemini başarıyla uygulamıştır. Razi yapısı gereği maddenin dinamik olarak hareket etme gücüne sahip olduğunu savunmuş ve bu konudaki düşüncelerini İnneli’l-cismi hareke min zatih ve inne’l-hareke mebde’ün tabi’iyye adlı eserinde temellendirmeye çalışmıştır. Ayrıca tabiat ve tabiat olaylarının yorumu üzerine otuz iki eser kaleme almış, fakat bunlar güzümüze ulaşmamıştır.




Ahlakı



Kindi’den sonra Razi’den dini telakkinin dışına çıkarak ahlakı bir felsefe problemi tarzında ele almıştır. Bu konudaki temel kitabı et-Tıbbü’r-ruhani’dir. Razi, ruh sağlığının belli ahlak ilkelerine sadakatle kazanılacağını savunur. Ayrıca filozof, “Alamatü’l-ikbal ve’d-devle” isimli risalesinde karizmatik bir liderde bulunması gereken ahlaki ve psikolojik özellikleri on madde halinde sıralamıştır. Hekimlik ahlakıyla ilgili tespit ve tavsiyeleri içeren Ahlaku’t-tabib isimli risalesi is günümüze ulaşmıştır ve kendi alanında ilk eser sayılmaktadır.


Razi’nin referansları filozofların üstadı ve en büyüğü diye nitelediği Eflatun ile Galen ( Calinus ) ve onun Kita fi’l-Ahlak ‘ının muhtasarıdır. Son dönem Stoa ahlak felsefesinin temsilcilerinden olan Galen’in bu eseri vasıtasıyla Stoacı görüşler İslam toplumunda yankı bulmuştur. Ayrıca onun kaynakları arasında Kindi’nin el- Hile li-def’il-ahzan ile Razi’nin içinde yaşadığı toplumun ahlak konusundaki değer yargılarını da saymak gerekir.




Razi yirmi kısa bölümden oluşan et-Tıbü’r-ruhani’nin ilk bölümünde yaratıcının insana lutfettiği en büyük ve en yararlı nimetin akıl olduğunu belirterek bu konuda rasyonel bir yöntem izleyeceğinin işaretlerini verir. İnsanı hayvanlardan üstün kılan en önemli güç akıldır; varlığı akıl sayesinde tanır, bilim ve sanatı akılla yapar, Allah’ı da akılla buluruz. ŞU halde davranışlarımızda akla uygun olduğu ölçüde ahlaki sayılır. Aklın işlevini yapmasına en büyük engel ise nefsani arzulardır. Duygular ve arzular aklı mahkum durumuna düşürebilir. Aklın önündeki engelleri aşabilmek için Allah insana hayvanlarda bulunmayan ve irade denilen bir yetenek vrmiştir. Şu halde insanın ahlaki bir kimlik kazanabilmesi için eğitime ve irade egzersizine ihtiyacı vardır. Ancak filozof iradeyle ilgili görüşlerinde oldukça kötümserdir. Ona göre çoğunlukla insanlar akıl ve iradeleriyle değil tutku ve ihtiraslarıyla hareket ederler. Halbuki mutluluğa giden yol akıl , bilgi ve güçlü bir iradeden geçer. Razi’ye göre kendine hâkim olabilen iradeli insan tipini erdemli filozof oluşturur ki bu ideal filozof tipinin ahlak felsefesinin kurucusu Sokrat olduğuna şüphe yoktur.




Razi, aklın işlevini tam olarak yapmasına ve insanın mutluluğuna engel saydığı için hazcılığı eleştirir. Ona göre normalin dışına çıkmak elemi, normal hale dönüş ise hazzı meyfana getirir. Burada vurgulanmak istene husus, sıkıntı ve zahmetlere katlanarak elde edilen maddi hazların çok kısa sürdüğü gerçeğidir. Çünkü vücut doyum noktasına ulaşınca yani tabii hale dönüşünce artık haz duymaz. Razi haz-elem ilişkisini şu örnekle açıklar: Serin gölgede oturan biri oradan ayrılıp kızgın güneş altında yürürken elem duyar, önceki yerine dönünce haz ve huzur bulur. Fakat vücudu kısa sürede ortama alışınca yani tabii hale dönünce arttık haz almamaya başlar. Razi’ye göre bu durum bütün maddi hazlar için geçerlidir.


Hazcılığı eleştirirken Eflatun gibi Razi de aşkı bir tür ruhi hastalık sayar; aşıkları şehvet düşkünü , nefsani arzuların kulu kölesi olmakla suçlar ve hayvanlardan daha aşağı düzeyde olduklarını söyler.


Razi hazzın mahiyetiyle ilgili Kitabül’l-Lezze adlı günümüze ulaşmayan bir eser yazmış ve bu çalışması da kültür çevrelerince hayli tepkilere yol açmış üzerine reddiyelere yazılşmıştır.




Din Anlayışı


Yaratıcı bir Tanrıya inandığı halde peygamberliği ve dini kabul etmeyen Razi’ye göre Allah’ın verdiği akıl gücü ve adalet duygusu sayesinde insan , peygamberin ya da herhangi bir ruhaninin aracılığıyla gerek kalmadan kendi yolunu kendisi bulabilir. Allah’ın insanlar arasından peygamber veya ruhani bir şahsiyeti üstün niteliklere donatarak imtiyazlı kılması ve insanlara mürşit olarak göndermesi O’nun hikmet, adalet ve merhametiyle bağdaşmayan bir durumdur. İnsanlar akıl ve diğer nitelikleri açısından eşit yaratılmıştır, üstün niteliklerle donatılmış imtiyazlı birinin varlığı bu eşitliği bozar. Ayrıca filozof tarih boyunca devam eden savaşların din farklılığından ileri geldiğini, dolayısıyla insanlığı kurtarma kurtarma iddiasıyla ortaya çıkan peygamberlerin insanlığın felaketini hazırladığını ileri sürmektedir. Bu düşünceleri nedeniyle hiçbir dini olguyu eleştirmekten çekinmez. Ayrıca mucizenin kehanetten, Kur’andaki icazın sanat dğeri yüksek bir şiirden farklı olmadığını söyler. Kısaca Razi ‘ye göre Yüce Allah’a en yakın olan kul en bilgin, en adil, en merhametli ve en şefkatli olandır. Bütün filozoflar,” Felsefe insanın gücü yettiği ölçüde Allah’a benzemesidir” sözüyle bunu anlatmak istemiştir. (es-Siretü’l-felsefiyye)


Tıbbı


Horasan bölgesindeki çeşitli merkezlerde Yunan, Hint, İran ve İslam tıbbı üzerinde araştırmalar yapmış ve Helenistik çağın en ünlü hekimi Galen’den beri hiçbir tabibin ulaşmadığı tıp bilgisine sahip olmuştu. Rey’de bimaristan başhekimliğine getirilmiş devamında hem saray hekimliği hem de devlet işlerinde danışman olarak önemli görevler üstlenmiştir. Bimaristan-ı Adudi adıyla anılacak olan hastanenin başhekimlik sınavını yüz hekim arasından kazanmışitır. Hizmeti muntazan bir şekilde nöbetleşe yürütebilmek için hastaneye dahiliye, hariciye, nöroloji, ortopedi ve göz hekimlerinden oluşan yirmi dört kişilik uzman kadrosu ilave etmiştir. Razi geliştirdiği çok ileri bir yöntemle kliniklerde hastaları önce asistanla, sonra başasistanlara muayene ettirir, onların teşhiste güçlük çektikleri bir vaka olursa kendisi müdahele ederdi. Hastanelerde muayene, teşhis, ilaçların etkileri ve vakanın bütün seyri deftere geçilirdi. Ayrıca o tıp tarihinde kimyayı tıbbın hizmetinde kullanan ilk hekim olarak bilinmektedir. Cerrahide dikiş malzemesi olarak ilk kz hayvan bağırsağını kullanan, ilk göz ameliyatını yapan ve yine ilk kez alkolü tıpta kullanan tabip olduğu da söylenir. Klınik tıbbın üstadı kabul edilen Razi, kendisine çok şey borçlu olduğunu söylediği Galen’i eleştirmek üzere kaleme aldığı Kitabü’ş-Şükuk’ün girşinde tıp ve felsefede kanıtlanmış bilgi dışında hiçbir otoriteye güvenilemeyeceğini söyler. Tabiat ilimlerinde uyguladığı görülmektedir. Muayene sırasında hastanın yaşını, beslenmesini, geçirdiği rahatsızlıkları, şikayetinin ne olduğunu ve ne zaman başladğını sormakta, koyduğu teşhisleriyle birlikte bütün bulguları kayda geçirmekteydi. Bu alandaki zengin bikrimi sayıları on beş yılda vücuda getirdiği tıp ansiklopedisi mahiyetindeki el- Havi adlı kitabında görmek mümkündür. Kızamık ve çiçek hastalılarının teşhisi doğru koyan ilk hekim olan RAzi bu konuda el-Cüderi ve’l-hasbe adlı bir eser yazmıştır. Ahlaku’t-tabib adlı eserinde hekim- hasta ilişkisinde uyulmöası gereken kuralları hatırlatarak,” Tıpta kehanet olmaz, hekim her şeyi bilemez, hasta denek olarak kullanılamaz, hekim hasta ile doğrudan diyalog kurmalı” şeklinde tavsiyelerde bulunur.




Kimyası


Razi deneyleri esnasında gliserin, so9da, sirke asidi, alkol, kükürt asit ve nitrik asit gibi kimyasal maddeleri bulmuş olması sebebiyle kimyayı teoriden pratiğe geçirdiği için bu ilmin kurucularından kabul edilmiştir. Ayrıca değersiz madenleri birtakım işlemlere tabi tutmak suretiyle, onlardan değerli maddeler elde etmenin mümkün olduğuna inanan Razi’ye ilk karşı çıkan Kindi olmuştur. Kindi bu konuda iki eser yazarak madenlerin asli nitelikleri değiştirmenin mümkün olmadığını, bunu yapmaya kalkışanların halkı aldattığını söyleri buna karşı er-Red’ale’l-kindi fi reddihi ‘ale’l-kimya adıyla bir risale kaleme alarak Kindi’nin görüşlerini çürütmeye çalışmıştır. Ancak Razi’nin uzun yıllar kimya denyleriyle uğraştığı halde iksir dediği o sihirli maddeyi bulamamış olması Kindi’nin haklı olduğunu kanıtlar niteliktedir.




Eserleri


Razi’nin ölümünden iki yıl önce yazdığı risalede o güne kadar 200’e yakın eser kaleme aldığını belirtmiştir. Buna göre tıp alanında elli atı, tabiat ilimlerinde otuz iki , mantıkta yedi, matematik ve astronomide on, felsefede on yedi, metafizikte altı ilahiyatta on dört, kimyada yirmi iki, küfriyatla ilgili iki, çeşitli konularda on iki kitap yazmış olup bunlardan günümüze ulaşanların çoğu tıpla ilgilidir.




Bibliyografya



Adamson, Peter Taylor, Richard C. ; çev: Cüneyt Kaya, İstanbul, 2008

Corbin, Henry; çev, Hüseyin Hatemi, c.1, İletişim Yay, İstanbul, 2004

DİA

İA